<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gazeteadana.tr</title>
    <link>https://www.gazeteadana.tr</link>
    <description>Haberler, son dakika haberleri, Adana'dan en güncel gelişmeler, magazin, ekonomi, spor, gündem ve tüm gazete haberleri gazeteadana.tr'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gazeteadana.tr/rss/gundem" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 09 Apr 2026 13:13:18 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/rss/gundem"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[“Bu Ramazan’da da Bir Başına Olanların Yanı Başındayız”]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/bu-ramazanda-da-bir-basina-olanlarin-yani-basindayiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/bu-ramazanda-da-bir-basina-olanlarin-yani-basindayiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Kızılay Adana’da yeni Aşevi açtı, Tarihi Taşköprü’de İftar Sofrası kurdu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> “81 İlde 81 Aşevi” hedefi doğrultusunda aşevi kapasitesini ülke genelinde yaygınlaştırmayı ve sosyal destek ağını güçlendirmeyi sürdüren Kızılay, Adana’da Fatma-Arif Zaloğlu Aşevi’ni hizmete açtı. Adana Valisi Mustafa Yavuz, Seyhan Kaymakamı Ekrem İnci, Yüreğir Kaymakamı Mehmet Aksu, Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, Türk Kızılay Genel Sekreteri Yusuf Ramazan Saygılı, ATO Başkanı Yücel Bayram, Kızılay İlçe Başkanları, ünlü Şef Mehmet Yalçınkaya ve kent protokolünün katılımıyla gerçekleşen açılışın ardından, aşevi bahçesine Zeytin fidanı dikimi yapıldı. Akşam tarihi Taşköprü’de ise binlerce kişi iftar sofrasında bir araya geldi.</p>

<p><img alt="Kizilay As Evi 1" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/03/kizilay-as-evi-1.jpg" width="860" /></p>

<p>“Bu Ramazan’da da Bir Başına Olanların Yanı Başındayız” sloganıyla Ramazan bereketini milyonların sofrasına taşıyan Türk Kızılay, yeni aşevleriyle iyiliği daha fazla haneye ulaştırmaya devam ediyor. Tek başına yaşayanlar, yaşlılar ve engelliler başta olmak üzere Ramazan ayında her gün 61 bin kişilik iftarlık sıcak yemek dağıtan Kızılay, “81 İlde 81 Aşevi” programı kapsamında Adana’da yeni aşevini açtı. Fatma-Arif Zaloğlu Aşevi, dayanışmanın ve paylaşmanın yeni merkezi olarak hizmete başladı.</p>

<p><img alt="Kizilay As Evi 2" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/03/kizilay-as-evi-2.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>“AŞEVİMİZ GÜNLÜK 3 BİN, AFETLERDE 11 BİN KİŞİLİK KAPASİTEYE ÇIKABİLECEK”</strong></p>

<p>Açılışta konuşan Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, dayanışma ruhunu Türkiye’nin her köşesine taşımak istediklerini belirterek, şunları söyledi: “Türk Kızılay olarak ihtiyaç sahiplerinin ve bir başına yaşayan büyüklerimizin her gün kapısını çalıp sıcak yemek götürebiliyor, o bir başınalık duygusunu hafifletebiliyorsak bu aşevlerimiz sayesinde mümkün oluyor. Adana’da açılışını gerçekleştirdiğimiz Fatma-Arif Zaloğlu Aşevimiz, olağan dönemde günlük 3 çeşit yemekle 3 bin kişilik kapasiteyle hizmet verecek. Bunun yanında aşevimiz, afet ve acil durumlarda bölge için önemli bir beslenme üssü olarak görev üstlenecek; tek seferde 11 bin kişilik yemek üretme kapasitesiyle ihtiyaç anlarında çok güçlü bir destek sağlayacak. Aşevimizin hayata geçmesini sağlayan bağışçımızın merhum anne-babasının ismini taşıyan Fatma-Arif Zaloğlu Aşevimizin hayırlı olmasını diliyorum.”</p>

<p><strong>MEHMET ŞEF’E TEŞEKKÜR</strong></p>

<p>Genel Başkan Yılmaz, açılışa katılan Şef Mehmet Yalçınkaya’ya da ayrıca teşekkür ederek, “Mehmet Şef deprem bölgesini hiçbir zaman yalnız bırakmadı. ‘İyilikle Pişen Hayatlar’ projemize destek verdi, Kahramanmaraş'ta afetzedeler için bizzat yemek yaptı. ‘81 İlde 81 Aşevi’ kampanyamızın yüzü oldu. Kampanya filminde yer alarak bu dayanışma hareketini milyonlara taşıdı. Mehmet Şef, tüm bu desteklerin için, bugün burada olduğun için yürekten teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Kizilay As Evi 4" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/03/kizilay-as-evi-4.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>"İYİLİKTE YARIŞMALIYIZ"</strong></p>

<p>Adana Valisi Mustafa Yavuz, "Kızılay bizim yanı başımızda olan çalışma arkadaşımız. Ben bu şehirde seli, pandemiyi ve 6 Şubat depremlerini yaşadım. Kısa bir ayrılıktan sonra tekrar bu şehre geri döndüm. Yanı başımızda kimler vardı derseniz; yanı başımızda evet elbette ki AFAD'ımız vardı, kolluk kuvvetlerimiz vardı, diğer kurumlarımız vardı ama yanı başımızda hep Kızılay da vardı. O şehirde aş ve iş varsa o şehirde huzur vardır. Evet, Adana'mızda aş varsa, iş varsa o Adana'mızda huzur daha iyi tahkim edilecektir. İşte burası az önce genel başkanımız bahsetti; günlük 3 bin, olağanüstü hallerde 11 bine hatta 30 bine kadar kapasitesini artırarak vatandaşımızın zor zamanında yardımcı olarak ona açıkçası dokunacak bir tesisi açıyoruz. İyilik diyoruz. Evet, iyilikte yarışmalıyız" diye konuştu. Konuşmaların ardında aşevinin açılış kurdelesi kesildi.</p>

<p><img alt="Taskopru Iftar Kizilay" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/03/taskopru-iftar-kizilay.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>BİNLERCE KİŞİ TARİHİ TAŞKÖPRÜ’DE İFTAR YAPTI</strong></p>

<p>Türk Kızılay, aşevi açılışının ardından tarihi Taşköprü’de iftar sofrası kurdu. Ünlü Şef Mehmet Yalçınkaya’nın aşevinde hazırladığı yemek, iftarda tarihi Taşköprü'de vatandaşlara dağıtıldı. Binlerce kişi aynı sofrada buluşarak, Ramazan’ın bereketini paylaştı.</p>

<p><img alt="Kizilay As Evi 3" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/03/kizilay-as-evi-3.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>Katkı sunmak isteyenler için bağış kanalları mevcut</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kızılay’ın Ramazan ayı boyunca kurduğu kardeşlik sofralarına katkı sunmak isteyen hayırseverler pek çok kanaldan bağış yapabiliyor. Aşevlerine destek olmak isteyenler 240 TL öğün bedeli ve katları olacak şekilde katkı sunabiliyor. Bağışlarını Kızılay’a yapmak isteyenler fitre, fidye, iftar ya da sahur yazıp 1877’ye gönderebilir. Ayrıca kizilay.org.tr internet sitesi üzerinden, kolay bağış uygulamasından, tüm bankalardan, mobil bankacılıktan, şubeler ve temsilcilikler aracılığıyla ya da 168 çağrı merkezini arayarak da Kızılay’a bağış ulaştırmak mümkün.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/bu-ramazanda-da-bir-basina-olanlarin-yani-basindayiz</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/03/taskopru-iftar-kizilay.jpg" type="image/jpeg" length="17119"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kamu Müteahhitlerinden Hakediş Çağrısı]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/kamu-muteahhitlerinden-hakedis-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/kamu-muteahhitlerinden-hakedis-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DAİMFED Teşkilat Başkanı ve AKAMDER Başkanı Sayım Azmaz, devam eden kamu projelerinde hakediş ödemelerinin yapılmaması nedeniyle sektörün ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğunu belirterek hükümete çağrıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3>Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) Teşkilat Başkanı ve Adana Kamu Müteahhitleri Derneği (AKAMDER) Başkanı Sayım Azmaz, kamu projelerinde hakediş ödemelerinin yapılmaması nedeniyle açıklama yaptı. Başkan Azmaz, açıklamada her yılın Ocak ve Şubat aylarında kamu yatırımlarına ayrılan ödeneklerin yüklenici firmalara hakediş ödemesi olarak yansıtıldığını, ancak 2026 yılı itibarıyla devam eden kamu projelerinin hiçbirinde henüz hakediş ödemesi yapılmadığını söyledi.<br />
Şantiyelerde çalışmaların devam ettiğini ancak yüklenici firmaların aylardır ödeme alamadığını vurgulayan Azmaz, yetkililer tarafından ödemelerin Nisan ayından önce yapılmasının zor olduğunun ifade edilmesinin sektördeki endişeyi daha da artırdığını dile getirdi.<br />
Uluslararası gelişmeler ve savaş ortamı gerekçe gösterilerek bankaların kredi verme konusunda son derece temkinli davrandığını belirten Başkan Azmaz, finansmana erişimin neredeyse imkansız hale geldiğini söyledi.<br />
<br />
<strong>"Bayram öncesi büyük endişe"</strong><br />
<br />
Özellikle yaklaşan Ramazan Bayramı öncesinde yaşanan belirsizliğin sektörü daha da zor durumda bıraktığını ifade eden Başkan Sayım Azmaz, şu ifadeleri kullandı:<br />
"Önümüzde Ramazan Bayramı var. Kamu projelerinde çalışan binlerce işçi, yüzlerce taşeron ve tedarikçi bayram öncesinde ödeme bekliyor. Eğer hakediş ödemeleri yapılmazsa yüklenici firmalar işçilerine ve tedarikçilerine nasıl ödeme yapacak? Bu sadece sektörün değil, binlerce ailenin meselesidir."<br />
<br />
<strong>"Hakedişler acilen ödenmeli"</strong><br />
<br />
Azmaz, devam eden kamu projelerine ait hakediş ödemelerinin gecikmeden yapılması gerektiğini belirterek, "Bizler yatırım yapan, istihdam oluşturan ve ülke ekonomisine katkı sağlayan bir sektörün temsilcileriyiz. Talebimiz ayrıcalık değil, alın terimizin karşılığı olan hakedişlerin zamanında ödenmesidir. Kamu yatırımlarının aksamaması ve sektörün ayakta kalabilmesi için hakediş ödemelerinin acilen yapılmasını bekliyoruz" dedi.</h3></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ekonomi, Gündem</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/kamu-muteahhitlerinden-hakedis-cagrisi</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 12:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/03/sayim-azmaz-1.jpg" type="image/jpeg" length="45924"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anavarza Bal’dan Türkiye’de Bir İlk]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/anavarza-baldan-turkiyede-bir-ilk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/anavarza-baldan-turkiyede-bir-ilk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin köklü bal markalarından Anavarza Bal, arı popülasyonundaki küresel azalmaya karşı bilimsel ve operasyonel bir adım atarak; arı haklarını ve ekosistem restorasyonunu desteklemek için “Yaşasın Arılar Departmanını” hayata geçirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><br />
<strong>Dünya’da ve Türkiye’de ilk ve en ka</strong><strong>psamlı arı hakları departmanı, arıcılık ekosisteminde uzun vadeli fayda yaratmayı, arıların ekosistemdeki kritik rolünü koruyarak sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi hedefliyor. </strong></p>

<p>Her yıl milyonlarca arı kolonisi; iklim değişikliği, yanlış tarım uygulamaları ve ekosistem kaybı nedeniyle yok oluyor. Arıyı ekosistemin kilit taşı olarak gören <strong>Anavarza Bal,</strong> bu kaybı yavaşlatmak ve doğanın döngüsünü korumaya yardımcı olmak adına stratejik ve kurumsal bir yapı kurdu. “<strong>Yaşasın Arılar Departmanı</strong>” arılarla ilgili <strong>küresel koruma protokollerini</strong> Türkiye’ye entegre etmek için çok yönlü çalışmalar yürütecek. Departman aynı zamanda, <strong>saha uygulamaları, tedarik zinciri eğitimleri, akademik iş birlikleri ve etki ölçümleme süreçleriyle arıcılık ekosistemi için; kalıcı, etkisi ölçülebilir ve raporlanan bir yapı </strong><strong>kurmayı hedefliyor. </strong></p>

<p>Küresel ölçekte azalan arı popülasyonu, yalnızca bal üretimini değil; tarımsal üretimi, gıda güvenliğini ve ekonomik sürdürülebilirliği de doğrudan etkiliyor. Dünya genelinde gıda üretiminin yaklaşık <strong>yüzde 35’i arıların sağladığı polinasyon</strong> sayesinde gerçekleşiyor. Buna karşın iklim değişikliği, pestisit kullanımı ve ekosistem kaybı nedeniyle bazı bölgelerde arı kolonilerinde <strong>yüzde 30-50 arası kayıplar</strong> raporlanıyor. Ayrıca, küresel ölçekte arıların tarıma sağladığı tozlaşma hizmetinin yıllık ekonomik değerinin yaklaşık 500 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.</p>

<p><img alt="Can Sezen Anavarza" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/03/can-sezen-anavarza.jpg" width="860" /></p>

<h2><a name="_heading=h.q5yhg5qy0vkk"></a><strong>Can Sezen: “Arıları yaşatmak geleceği korumaktır’’ </strong></h2>

<p><strong>Anavarza Bal Genel Müdürü Can Sezen</strong>, departmanın kuruluşuna ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Arılar yalnızca üretimin bir parçası değil, yaşamın sürdürülebilirliğinin temel taşıdır. Türkiye, ballı bitki çeşitliliği açısından dünyada öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor. Bu mirasın korunması, arı popülasyonunun devamlılığıyla doğrudan bağlantılı. Arıları korumadan tarımı, tarımı korumadan gıdayı, gıdayı korumadan geleceği korumak mümkün değil. ‘Yaşasın Arılar Departmanı’nı işte bu sorumluluğu sistemli, kalıcı ve ölçülebilir şekilde üstlenmek için kurduk. Amacımız, arıların ihtiyaçlarını gören ve onların haklarını sahada savunan kurumsal bir model oluşturmak.”<em> </em></p>

<p>Yaşasın Arılar Departmanı’nın çalışma alanları arasında şunlar bulunuyor:</p>

<p>● <strong>Küresel Standartlarda Koruma:</strong> Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü ve BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) protokollerini temel alarak, Türkiye’deki arı refahı standartlarını yükseltecek faaliyetler hayata geçirmek.</p>

<p>● <strong>Arıcı Eğitimleri ve Teknoloji Desteği:</strong> Tedarik zincirindeki arıcılara, arı haklarını ve sağlığını merkeze alan modern üretim teknikleri eğitimi vermek.</p>

<p>● <strong>Akademik İş Birlikleri:</strong> Üniversiteler ve STK’larla ortaklık kurarak arı ölümlerinin önüne geçecek biyoçeşitlilik projeleri planlamak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>● <strong>Arı Hakları Diplomasisi:</strong> Toplumda arı farkındalığı yaratmak ve arıların ekosistemdeki haklarını savunmak adına kamuoyu bilgilendirme çalışmaları yürütmek.</p>

<p></p>

<p><strong>Anavarza Bal Hakkında</strong></p>

<p>Kökleri 1979 yılında Sezen Gıda’nın kuruluşuna dayanan ve 1995 yılında markalaşan <strong>Anavarza Bal</strong>, ismini Adana’daki Anavarza Antik Kenti’nden alıyor. Adana Kozan’da bulunan ve dünyanın en gelişmiş 10 bal tesisi arasında gösterilen dolum tesisinde, balın doğallığı modern teknolojiyle korunuyor.</p>

<p>Kendi enerjisini üreten çevreci altyapısı, fiziksel ve kimyasal analizlerin yanı sıra <strong>duyusal analiz laboratuvarında</strong> yapılan lezzet testleriyle desteklenen dolum süreci sayesinde Anavarza Bal, her kavanozda yüksek kalite ve güvenilirlik standartlarını garanti ediyor.</p>

<p><a href="https://www.anavarzabal.com/" rel="nofollow"><strong>https://www.anavarzabal.com/</strong></a><strong> </strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Yurttan ve Dünyadan</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/anavarza-baldan-turkiyede-bir-ilk</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/03/anavarza-bal-yasasin-arilar.jpg" type="image/jpeg" length="78593"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihi Taşköprü’de aynı anda 5 bin kişi iftar açtı]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/tarihi-taskoprude-ayni-anda-5-bin-kisi-iftar-acti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/tarihi-taskoprude-ayni-anda-5-bin-kisi-iftar-acti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yüreğir Belediyesi, Ramazan ayının manevi atmosferini paylaşmak amacıyla tarihi Taşköprü üzerinde anlamlı bir iftar programı düzenledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Yüreğir Belediyesi’nin “Taşköprü Halk İftarı”nda 5 bin kişi aynı anda orucunu açarak aynı sofrada buluştu. Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, Taşköprü Halk İftarı’nı geleneksel hale getireceklerini söyledi.</p>

<p>Tarihi dokusu ve eşsiz manzarasıyla Adana’nın simgelerinden biri olan Taşköprü üzerinde kurulan iftar sofrası, binlerce vatandaşı bir araya getirdi. Yoğun katılımın olduğu programda semazen gösterisi, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve ilahilerle Ramazan’ın manevi iklimi yaşatıldı.</p>

<p><strong>TA</strong><strong>Ş</strong><strong>K</strong><strong>Ö</strong><strong>PR</strong><strong>Ü</strong><strong> HALK </strong><strong>İ</strong><strong>FTARI GELENEKSEL OLACAK</strong></p>

<p>İftar programında konuşan Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, ilki düzenlenen Taşköprü Halk İftarı’nı geleneksel hale getireceklerini belirterek, “Ramazan ayının birlik, beraberlik ve paylaşma ruhunu tarihi Taşköprü’müz üzerinde hemşehrilerimizle birlikte yaşamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Soframızı paylaşan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu güzel buluşmayı her yıl daha da büyüterek sürdürmeyi hedefliyoruz” dedi.</p>

<p>Programa; Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer, Seyhan Belediye Başkan Vekili Hasibe Akkan, Cumhuriyet Halk Partisi Yüreğir İlçe Başkanı Sabri Sarı, Seyhan İlçe Başkanı Berfu Salıcı Yakıt, Çukurova İlçe Başkanı Ümit Arif Özsoy, Deva Partisi Genel Başkan Yardımcısı Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, meclis üyeleri, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ramazan’ın bereketini ve dayanışma ruhunu tarihi Taşköprü üzerinde hep birlikte yaşayan Adanalılar, organizasyondan duydukları memnuniyeti dile getirirken, Yüreğir Belediyesi’ne teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Yerel Yönetimler</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/tarihi-taskoprude-ayni-anda-5-bin-kisi-iftar-acti</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/03/2-7.jpeg" type="image/jpeg" length="54665"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sosyal Medya Yasağı Çocukları Korur Mu?]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/sosyal-medya-yasagi-cocuklari-korur-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/sosyal-medya-yasagi-cocuklari-korur-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[15 yaş altı çocuklara sosyal medya yasağı getirilmesinin gündeme gelmesinin ardından uzmanlar, yasağın yalnızca teknik bir düzenleme değil; çocuk ve ergen ruh sağlığını doğrudan ilgilendiren çok katmanlı bir müdahale alanı olduğunu söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong> Çocuk ve ergenlerin beyin gelişimleri nedeniyle sosyal medyanın risklerini yetişkinler gibi değerlendirebilecek durumda olmadıklarını aktaran Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü “Yaş temelli düzenlemeler bir güvenlik bariyeri oluşturabilir; ancak bu bariyerin tek başına yeterli olmadığı unutulmamalı.” değerlendirmesini yaptı.</strong></p>

<p><strong>Erken yaşta ve denetimsiz sosyal medya kullanımının, çocuklarda kaygıyı artırırken benlik algısını zayıflattığını, dikkat ve uyku sorunlarını da beraberinde getirdiğini vurgulayan Çocuk-Ergen Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım ise tek başına uygulanan katı yasakların, çocukların merak duygusunu artırarak gizli ve denetimsiz kullanımı teşvik edebileceğine dikkat çekti. Yıldırım, “Yasaklar sınır koyabilir; ancak gerçek koruma, çocuğun bilinç kazanması, destekleyici ilişkiler kurması ve rehberlik almasıyla mümkündür.” dedi.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi <a name="_Hlk199946275">Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü</a> ile Çocuk-Ergen Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, 15 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya yasağını, gelişimsel beyin yapısı, ruh sağlığı riskleri ve aile-okul rehberliği gerekliliği üzerinden ele alarak değerlendirmelerde bulundular.</p>

<p><img alt="Sosyal Medya Yasagi 2" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/03/sosyal-medya-yasagi-2.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>15 yaş altı çocuklar, gelişimsel olarak sosyal medyanın risklerini filtreleyebilecek durumda değil!</strong></p>

<p>15 yaş altı dönemin, beynin özellikle prefrontal korteksinin henüz gelişimini tamamlamadığı bir evre olduğunu ifade eden Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Bu nedenle çocuklar, sosyal medyada karşılaştıkları içerikleri yetişkinler gibi değerlendiremez ve filtreleyemez. Dürtü kontrolü, risk değerlendirme ve sonuçları öngörme becerileri bu yaş grubunda sınırlıdır.” dedi.</p>

<p>“Bilimsel çalışmalar, erken yaşta ve yoğun sosyal medya kullanımının depresif belirtiler, dikkat sorunları, davranış problemleri, siber zorbalık, yaşa aykırı içeriklere maruz kalma, beden algısı ve benlik saygısı sorunları, sosyal karşılaştırma ve bağımlılık benzeri kullanım örüntülerini artırabildiğini gösteriyor.” diyen Ülkü, uyku düzeninin bozulması, akademik işlevsellikte düşüş ve sosyal geri çekilmenin, klinik başvurularda sık karşılaşılan tablolar arasında olduğuna işaret etti.</p>

<p><strong>Yaş temelli yasaklar koruyucudur, ancak tek başına yeterli değil! </strong></p>

<p>Sosyal medya kullanımının sınırlandırılmasına yönelik düzenlemelerin, ruh sağlığını koruma açısından önemli bir koruyucu adım olarak değerlendirilebileceğini dile getiren Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Ayrıca sosyal medya, çocukların suç örgütleri ve istismar edici yapılar tarafından hedef alınabildiği bir alan hâline de gelebilmektedir.” dedi.</p>

<p>Dijital platformlar üzerinden manipülasyon yoluyla suça sürüklenen çocuklara dair vakalar göz önüne alındığında, yaş temelli düzenlemelerin bir güvenlik bariyeri oluşturabileceğini kaydeden Ülkü, “Ancak bu bariyerin tek başına yeterli olmadığı unutulmamalı. Katı ve açıklamasız yasaklar, çocuklarda merak duygusunu artırarak gizli ve denetimsiz kullanım riskini doğurabilir. Bu da çocuğun yaşadığı olumsuz deneyimleri paylaşamamasına ve yalnız hissetmesine yol açabilir.” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Sürekli ekran başında olan bir yetişkinin, çocuktan sınırlı kullanım beklemesi gerçekçi değil!</strong></p>

<p>Ailelere önerilerde bulunan Ülkü, şunları söyledi:</p>

<p>“En kritik unsur iletişimdir. Aileler, dijital ortamda neyin güvenli, neyin riskli olduğunu açıkça konuşmalı, mahremiyet ve sınırlar konusunda yaşa uygun bilgi vermeli, zorbalık ya da rahatsız edici bir durum yaşandığında çocuğun bunu paylaşabileceği güvenli bir ilişki ortamı oluşturmalıdır. Ebeveynlerin kendi dijital alışkanlıkları da güçlü bir modeldir. Sürekli ekran başında olan bir yetişkinin, çocuktan sınırlı kullanım beklemesi gerçekçi değildir.”</p>

<p><strong>Sosyal medya yasağı, aile, okul ve psikososyal desteklerle birlikte anlamlı bir koruma sağlar!</strong></p>

<p>Sosyal medya yasağının, çocukların zamanlarını yüz yüze sosyal etkileşimlere yönlendirmelerine olanak tanıyabileceğine değinen Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Oyun, spor, sanat ve grup etkinlikleri, empati, çatışma çözme ve duygusal düzenleme gibi temel sosyal becerilerin gelişimini destekler. Ancak bunun için çocukların çevrimdışı dünyada akranlarıyla bir araya gelebileceği güvenli alanların mutlaka desteklenmesi gerekir.” dedi.</p>

<p>Okullarda ise dijital okuryazarlığın yalnızca teknik bir beceri olarak değerlendirilmemesi gerektiğini aktaran Ülkü, “Güvenli internet kullanımı, siber zorbalıkla baş etme, mahremiyet, eleştirel düşünme ve yardım isteme becerilerini kapsayan bir ruh sağlığı alanı olarak ele almalı. Bu eğitimin erken yaşlardan itibaren verilmesi, çocukları dijital dünyaya karşı daha donanımlı hâle getirir. Çocukları korumak, onları dünyadan izole etmek değil; dijital dünyaya dayanıklı bireyler olarak hazırlamaktır. Sosyal medya yasağı, ancak aile, okul ve psikososyal desteklerle birlikte ele alındığında anlamlı bir koruyucu çerçeve sunabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Sosyal medya yasağı, çocukların ruh sağlığını korumaya yönelik çok katmanlı bir müdahale alanı!</strong></p>

<p>Çocuk-Ergen Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım ise Türkiye’de 15 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya yasağı tartışmalarının, yalnızca bir düzenleme meselesi değil; çocuk ve ergen ruh sağlığını doğrudan ilgilendiren çok katmanlı bir konu olduğunu vurguladı.</p>

<p>Klinik gözlemlerin, erken yaşta denetimsiz sosyal medya kullanımının çocuklarda kaygıyı artırdığını, benlik algısını olumsuz etkilediğini ve akran karşılaştırmalarını yoğunlaştırdığını gösterdiğini aktaran Yıldırım, “Dikkat ve uyku problemleri de bu tabloya sıklıkla eşlik etmektedir. Bu nedenle sınırlama fikri ilk bakışta koruyucu bir adım gibi değerlendirilebilir.” dedi.</p>

<p><img alt="Sosyal Medya Yasagi 3" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/03/sosyal-medya-yasagi-3.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>Tamamen yasaklanan alanlar, çocuklar tarafından daha çekici hâle gelebilir!</strong></p>

<p>Ruh sağlığı perspektifinden bakıldığında, tek başına getirilen yasakların her zaman beklenen etkiyi yaratmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Yasaklar kısa vadede erişimi kısıtlasa da, çocuklara dijital beceri kazandırılmadığında sorun çoğu zaman yalnızca ertelenmiş olur.” dedi.</p>

<p>Çocukluk ve ergenliğin merakın yoğun olduğu dönemler olduğunu hatırlatan Yıldırım, “Tamamen yasaklanan alanlar, çocuklar tarafından daha çekici hâle gelebilir. Bu durum gizli kullanım, denetimsiz içerik tüketimi ve yaşanan olumsuz deneyimlerin paylaşılmaması gibi riskleri beraberinde getirebilir.” açıklamasını yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Aileler güven ilişkisini güçlendirecek şekilde hareket etmeli!</strong></p>

<p>Ailelerin temel rolünün, çocukları sosyal medyadan tamamen uzak tutmak değil; onlara rehberlik etmek olduğunun altını çizen Yıldırım, “‘Ne izliyorsun?’ sorusundan çok, ‘Bunu izleyince nasıl hissettin?’, ‘Bu içerik sana ne düşündürdü?’ gibi sorular, çocuğun duygusal dünyasını anlamayı sağlar ve güven ilişkisini güçlendirir.” önerisinde bulundu.</p>

<p><strong>Dijital çağda ruh sağlığını koruyan temel unsurlar; bilinç, ilişki ve rehberlik…</strong></p>

<p>Sosyal medyanın, günümüzde akran ilişkilerinin de bir parçası olduğuna vurgu yapan Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, “Bu alandan tamamen dışlanmak, bazı çocuklarda ‘geri kalıyorum’ ya da ‘dışlanıyorum’ algısına yol açabilir. Bu nedenle yasakların, çocukların sosyal ihtiyaçlarını göz ardı etmeyen bir çerçevede ele alınması önemlidir.” dedi.</p>

<p>Okullarda dijital okuryazarlık ve siber zorbalık farkındalığına yönelik çalışmaların, bu sürecin ruh sağlığı boyutunu dengeleyen önemli destek alanları olduğunu dile getiren Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Çocukları dijital dünyadan korumanın yolu, onları bu dünyaya hazırlamaktan geçer. Yasaklar sınır koyabilir; ancak gerçek koruma, çocuğun bilinç kazanması, destekleyici ilişkiler kurması ve rehberlik almasıyla mümkündür. Dijital çağda ruh sağlığını koruyan temel unsurlar; bilinç, ilişki ve rehberliktir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/sosyal-medya-yasagi-cocuklari-korur-mu</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 14:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/03/sosyal-medya-yasagi.jpg" type="image/jpeg" length="60652"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çukurova Gibi Verimli Bir Ovanın Göbeğine Neden Havalimanı Yapıldı?]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/cukurova-gibi-verimli-bir-ovanin-gobegine-neden-havalimani-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/cukurova-gibi-verimli-bir-ovanin-gobegine-neden-havalimani-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BTP Lideri Hüseyin Baş, sıcak gündemi değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meltem TV’de yayımlanan Özel Gündem programına konuk oldu. BTP lideri, programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. İşte Hüseyin Baş’ın açıklamalarından satır başları:</p>

<p><strong>“Çukurova’nın göbeğine neden havalimanı yapıldı?”</strong></p>

<p>"Çukurova gibi verimli bir ovanın göbeğine havalimanı yapıldı. Tarımı desteklemek gerekirken, oradaki üretimin maliyetini düşünmek gerekirken… Milletimiz hiç esnafta, üreticide, çiftçide suç aramasın. Çukurova’nın göbeğine tarım yapılacağına havalimanı yapılıyorsa, ürünün fiyatının niye yüksek olduğunun cevabı oradadır. Sanki başka yer yokmuş gibi ve ihtiyaç varmış gibi… Niye Çukurova’nın göbeğine yapılıyor? Orada kaç bin hektar alan tarım yapılamayacak hâle geldi. Bir de havalimanı bir yere konumlandığı zaman ne olacak? Etrafında rant oluşacak, şehirleşme olacak; konut, otel, dükkân olacak; ticaret olacak, betonlaşma olacak. Koca Çukurova’nın tarımı bitiyor. Biz diyoruz ki ürün niye pahalı? Niye pahalı? Bundan pahalı. Başka sebep aramaya gerek yok.</p>

<p><strong>“Fabrikayı değil, ürettiği ürünü satacaksınız”</strong></p>

<p>ABD’nin başına Trump geçiyor. Adam, Boeing uçağı satmak için ülke ülke geziyor, değil mi? Sonuçta ülkesine bir finansman oluşturmaya çalışıyor. Bizde kimsenin böyle bir derdi yok. Biz kimseye ürettiğimiz bir şeyi satmaya çalışmıyoruz. Biz ya köprü satacağız ya fabrika satacağız ya da toprak satacağız. Üretin, onu satın! Niye üretilen fabrikayı satıyorsunuz? Hiç siz Donald Trump’ın Boeing fabrikasını satmaya çalıştığını gördünüz mü? Bizim sattığımız SEKA, bizim sattığımız TEKEL! Sizin yapmanız gereken, iktidar olarak SEKA’da üretilen kâğıdı satmaktı, TEKEL’de üretilen tütünü satmaktı. Ama siz ne yaptınız? Atatürk döneminde yapılan fabrikaları sattınız. Bu fabrikaların hiçbirini de kendileri yapmadı. Bunlar Atatürk döneminde yapıldı; Cumhuriyet’in kazanımı!</p>

<p><img alt="Huseyin Bas 2" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/03/huseyin-bas-2.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>“Özelleştirmelere karşı tek partiyiz”</strong></p>

<p>Türkiye’de Bağımsız Türkiye Partisi haricinde sistematik olarak özelleştirmelere bu şekilde karşı olan hiçbir siyasi organizasyon yok. Herkes bir şekilde bir şeyin özelleştirilmesine karşı ya da bir şeyin ucuza verilmesine karşı; yani pahalıya verilince iş çözülüyormuş gibi bir mantık türetildi ülkede. Mesela gidiyorlar, kömür santralini satıyorlar. İtiraz ediyor muhalefet. Niye? Ucuza satılıyor diye. Enerji üreten bir firma, bir fabrika pahalıya satılsa ne yazar? Bu enerji çok stratejik bir şey. Bu satılamaz. Bunun pahası olmaz. Bunun değeri biçilmez. Dolayısıyla Türkiye’de Bağımsız Türkiye Partisi dışında bunu çözebilecek de hiçbir irade yoktur. Biz, stratejik olan hiçbir üretimin, hiçbir sektörün yabancının eline geçmemesi hususunda kararlıyız. Biz, devletin de piyasada para kazanabilen, vatandaşı lehine para kazanabilen, sektörlerde var olabilen bir oyuncu olması gerektiği şeklinde ekonomiye bakış açısı olan tek siyasi partiyiz.</p>

<p><strong>Emeklilere kritik çağrı: Oyunuzu almak için atacakları adımlara kanmayın!</strong></p>

<p>Ben emekli vatandaşlarımızdan, abilerimizden, büyüklerimizden şunu istirham ediyorum; Yarın size gözünüzü boyamak için yapılacak olan zamlar sizi kandırmasın. Çünkü seçime giderken belki size zamlar yapılarak, ekstra harcırahlar verilerek, bir iki maaş ikramiye ödenerek sizin gönlünüz alınmaya çalışılacak. Buna kanmayın. Bu, sizin seçimde oyunuzu almak için yapılacak. Oyunuzu aldıktan sonra hiç kimse sizin gönlünüzü umursamayacak. Sizi yine bir kenara buruşturup atacaklar. Çünkü bu iktidarın istikrarını düşündüğü kesim, o sermaye kesimi. Emeklinin istikrarı diye bir derdi yok, işçinin istikrarı diye bir derdi yok, asgari ücretlinin istikrarı diye bir derdi yok. Böyle bir derdi olsaydı bu piyasayı bu hâle getirirler miydi? Getirmezlerdi. Kur korumalı mevduat işçi için mi yapıldı? Emekli için mi yapıldı? Kim için yapıldı? Yine sermaye sahibi için yapıldı. Faiz düşürüldü. Kim için? Sermaye sahibi için. Faiz yükseltildi. Kim için? Sermaye sahibi için.</p>

<p><strong>“MB kasasında 300 milyar dolar varsa emekli niye 20 bin TL alıyor?”</strong></p>

<p>Bakın, Türkiye’de para olmadığı için insanlar açlık ve yoksullukla mücadele etmiyor. Bugün hükûmet yetkilileri çıkıp gerine gerine, “Gayrisafi millî hasılamız yani millî gelirimiz 1,5 trilyon doları aştı.” diyor. Millî gelir 1,5 trilyon doları aştıysa bu adam niye aç? Yine “Merkez Bankası rezervleri tarihî rekor düzeyde, 300 milyar doları geçti.” diyorlar. O kadar para var da bu adam niye aç? Merkez Bankası’nın rezervlerinde 300 milyar dolardan fazla para varsa emekli niye 20 bin TL alıyor? O rezerv milletin değil mi? Bu millete ait bir gelirse bu adam niye aç geziyor? Bunu biri izah etsin. Bunun izahı yok. Neden? Çünkü adalet yok. Gelirde adalet yok, sokakta adalet yok, okulda adalet yok, üniversitede adalet yok, adliyede adalet yok. Hiçbir yerde adalet olmayınca işte birileri aç geziyor, birileri inanılmaz zenginlik içinde yaşıyor.</p>

<p><strong>“Bu iş belediyelerin satışına kadar gider”</strong></p>

<p>Belediyelerin, savunma firmalarının özelleştirilmesine, satılmasına kadar gider bu iş. Hele ki belediyeler kaybedildikçe “Ya bu belediyecilik mantığı yanlış, belediyeleri özelleştirelim.” derler mi? Derler. Çünkü yapabilecekleri başka hiçbir şey yok. O sermaye grubunun rantı ve istikrarının sağlanması için onların önündeki bütün engelleyici faktörler temizlenmeli ve onların hem psikolojik hem mali hem de medyatik desteği iktidarın arkasında kalmalı ki bu iktidar, iktidarını sürdürebilsin.</p>

<p><strong>“Bu komisyonu meşrulaştıran CHP’nin varlığıdır”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Niye Meclis’te komisyon kuruldu sorusunu ben çok sordum. Meclis’in söylediği her şeyin önemsiz olduğu bir son 10 yılda ne oldu da bu kadar kritik bir meselede Meclis’in ne dediği önem arz etmeye başladı? Bunun cevabı şuydu: Hükûmet bir şey yapmak istiyor. Buna milleti ortak etmek istiyor. Komisyon bu yüzden kuruldu. Bu komisyonu meşru kılan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin orada var olmasıdır. Ana muhalefet oraya oturmasaydı bu komisyonun söylediği hiçbir şeyin bir önemi yoktu. Son sürecin sorumlusu benim gözümde iktidardan öte ana muhalefettir. Çünkü bunu haklı ve meşru kılan ana muhalefetin orada var olmasıdır. CHP oraya girmeseydi bambaşka bir sonuç çıkacaktı. İşin diğer taraflarına girdiğimizde ortada elle tutulur bir şey yok. Bu, toplumun kabul ettiği bir şey değil. Hiç kimsenin böyle bir süreci desteklediği falan da yok. Medyadaki birkaç kişinin haricinde topluma indiğinizde böyle bir kabul yok.</p>

<p><strong>“Kürt sorunu nedir?”</strong></p>

<p>“Kürt sorunu” deniyor. Kürt sorunu var deniyorsa sorunun ne olduğu ortaya konsun. Sorun ne? Eğer Apo’nun dediği gibi sorun vatandaşlık tanımıysa, “Kabul edilmedi.” de, çek çizgiyi, geç. Sorun ne? Sorun Güneydoğu’da işsizlikse evet, hepimizin sorunu; çözmemiz lazım. Sorun okullardaki eğitim kalitesinin düşüklüğüyse hepimizin sorunu; çözmemiz lazım. Sorun geçim sıkıntısıysa hepimizin sorunu. Adalet arayışıysa hepimizin sorunu. Güneydoğu’da da vardır; çözmemiz lazım."</p>

<p> </p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/cukurova-gibi-verimli-bir-ovanin-gobegine-neden-havalimani-yapildi</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 14:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/03/huseyin-bas-1.jpg" type="image/jpeg" length="12218"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vali Yavuz Yüreğir’de Halkla Buluştu]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/vali-yavuz-yuregirde-halkla-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/vali-yavuz-yuregirde-halkla-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vali Mustafa Yavuz, Yüreğir ilçesinde faaliyet gösteren esnaf ve vatandaşları ziyaret etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yüreğir Kaymakamı Mehmet Aksu, İl Emniyet Müdürü Ahmet Hakan Arıkan ve İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Coşkun Sel’in de katıldığı ziyarette iş yerlerini tek tek gezen Vali Mustafa Yavuz, sohbet ettiği esnafımıza hayırlı ve bereketli kazançlar temennisinde bulundu. Esnaf ve vatandaşların yakın ilgi gösterdiği Vali Mustafa Yavuz, esnaf ve vatandaşlara hayırlı ve bereketli ramazanlar diledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HALKIMIZIN HUZURU VE GÜVENLİĞİ HER ŞEYİN ÜZERİNDE…</strong></p>

<p>Adana’nın huzur ve güvenliğinin her şeyin üzerinde olduğunu vurgulayan Vali Mustafa Yavuz, “Huzurlu bir Adana, güvenli bir Adana; güvenli bir Adana ise güçlü ve umut dolu bir gelecek olduğundan önceliğimiz; Adana’mızın ve vatandaşlarımızın huzuru ve güvenliğidir. Bu sebeple Adanalı hemşehrilerimizin huzuru, güvenliği ve mutluluğu için tüm kurumlarımızla birlikte mesai mefhumu gözetmeksizin hep birlikte çalışacağız” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/vali-yavuz-yuregirde-halkla-bulustu</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 14:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/03/vali-ziyaret-yuregir.jpg" type="image/jpeg" length="95612"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı yağış sonrası Çukurova’da BÜYÜK zarar]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/asiri-yagis-sonrasi-cukurovada-buyuk-zarar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/asiri-yagis-sonrasi-cukurovada-buyuk-zarar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Ahencan Tayakısı, 2026 yılının ilk 45 gününde metrekareye düşen 138 kilogram yağışın taşkınlara yol açtığını belirterek, Seyhan Nehri çevresindeki binlerce dekar tarım arazisinin zarar gördüğünü açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Ahencan Tayakısı, Çukurova’da 2026 yılının ilk 45 gününde yaşanan aşırı yağışların tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tayakısı, 2025 yılı Ocak ayında metrekareye yaklaşık 4 kilogram yağış düşerken, 2026 yılının ilk 45 gününde bu rakamın 138 kilograma ulaştığını belirterek, “Normal şartlarda yaklaşık 1,5 yılda düşmesi gereken yağış miktarı bu yıl yalnızca 45 günde gerçekleşmiştir. Bu tablo küresel iklim değişikliğinin somut bir göstergesidir” dedi.</p>

<p><strong>EKİLİ-DİKİLİ ALANLAR SU ALTINDA KALDI</strong></p>

<p>Son iki yılda bölgede yaşanan meteorolojik ekstrem olaylara dikkat çeken Tayakısı, 2025 yılında yetersiz yağış, Şubat ayında Çukurova’da ve Nisan ayında Türkiye genelinde 39 ilde yaşanan zirai don ile yaz aylarındaki aşırı sıcaklıkların üreticiyi zorladığını hatırlattı.</p>

<p>Aşırı yağışların baraj doluluk oranlarını yüzde 58’den yüzde 80’e yükselttiğini belirten Tayakısı, 16 Şubat 2026 tarihinde Adana Valiliği İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü ile Devlet Su İşleri yetkililerinin açıklamaları doğrultusunda kontrollü şekilde Seyhan Nehri’ne su bırakıldığını ifade etti.<br />
<br />
<img alt="Ahencan Tayakısı 2" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/ahencan-tayakisi-2.jpg" width="860" /></p>

<p>Ancak bırakılan suyun kısa sürede yüksek debiyle verilmesi sonucu nehrin her iki yakasında taşkın yaşandığını belirten Tayakısı, “Narenciye bahçeleri, hasadı devam eden ve tamamlanmış alanlar, şeftali ve erik bahçeleri, ekili buğday tarlaları ile işçi barınma alanları ve tarımsal ekipman depoları su altında kalmıştır. Bu durum bölgede her 5-10 yılda bir tekrarlanmaktadır” diye konuştu.</p>

<p><strong>SARARMA VE VERİM KAYBINA NEDEN OLACAK</strong></p>

<p>Meteorolojik verilerin önceden hesaplanarak su salınımının daha erken ve kademeli yapılması halinde taşkın riskinin azaltılabileceğini dile getiren Tayakısı, yaşanan su stresinin özellikle çiçek dönemindeki şeftali ve erik ağaçlarında zamklanma riskini artıracağını, ekili alanlarda ise sararma ve verim kaybına yol açacağını kaydetti. Tayakısı açıklamasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Tarım İl ve ilçe Müdürlükleri hasar tespiti için Hasadı yapılmamış narenciyelerde hasat sürecinin aksadığını, hasadı tamamlanan bahçelerde ise bakım çalışmalarının yapılamadığını, tüm bu zararların üreticiye ek maliyet olarak yansıyacak. Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şubesi olarak teknik konularda üreticilerimizin yanındayız. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın da zararların tazmini konusunda hızlı adım atmasını bekliyoruz” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/asiri-yagis-sonrasi-cukurovada-buyuk-zarar</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 13:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/ahencan-tayakisi-2.jpg" type="image/jpeg" length="83375"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DOĞRU: "ZARARLAR KARŞILANACAK, ÜRETİM DEVAM EDECEK"]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/dogru-zararlar-karsilanacak-uretim-devam-edecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/dogru-zararlar-karsilanacak-uretim-devam-edecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Doğru: "Çiftçimizin üretimde geri kalmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adana’da son yağışların ardından yaşanan sel ve tarım alanlarında meydana gelen zarardan sonra bölgeye gelen TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi ve AK Parti Adana Milletvekili Abdullah Doğru, "Çiftçimizin üretimde geri kalmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz" dedi. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi ve AK Parti Adana Milletvekili Abdullah Doğru, bölgeye gelerek iş dünyası ve tarım sektörü temsilcileriyle görüştü. Abdullah Doğru, Adana ve Mersin’de selden etkilenen üreticilerin zararlarının karşılanacağını, barajlardaki doluluk oranının sevindirici olduğunu ve hayvancılığa yönelik destek projelerinin bölge için büyük önem taşıdığını kaydetti.</p>

<p><strong>KOZAN BARAJI’NDA DOLULUK YÜZDE 41’E YÜKSELDİ</strong></p>

<p>Doğru, uzun süredir kuraklıkla mücadele eden ilçede son verilerle Kozan Barajı doluluk oranındaki artışın yüzde 41 seviyesine yükseldiğini kaydederek, "Son yıllarda ciddi kuraklık yaşayan Kozan’da baraj doluluğunun yüzde 41 seviyesine çıkması çok kıymetli. Bu artışın devam etmesi hem tarımsal üretim hem de bölge ekonomisi için hayati önem taşıyor" dedi.</p>

<p><strong>SELİN VURDUĞU TARIM ARAZİLERİ İÇİN HASAR TESPİTİ SAHADA</strong></p>

<p>Yoğun yağışlar sonrası Seyhan Nehri’ne yapılan kontrollü su tahliyeleri nedeniyle bazı tarım alanlarının zarar gördüğünü kaydeden Doğru, "Adana karpuzu ekili alanlar ve hasat edilmeyen narenciye ürünlerinde oluşan zarar tespit çalışmaları yapıldı. Baraj tahliye bölgesinde yapılan ekimler risk oluşturmakta. Özellikle erkenci karpuz üretim alanları ve meyve bahçelerinde hasar tespiti için ekipler sahada. İlk tespitler yapıldı. Tarım Bakanlığımız, il ve ilçe müdürlüklerimiz hasar tespit çalışmalarını sürdürüyor. AFAD başta olmak üzere tüm kurumlarımız vatandaşın can ve mal kaybı yaşamaması için yoğun şekilde çalışıyor. Çiftçimizin üretimde geri kalmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Çarşamba günü riskli bir yağışımız daha var o süreci atlatırsak hızla saha çalışmaları sürecek" diye konuştu.</p>

<p><strong>"ZARARLAR KARŞILANACAK, ÜRETİM DEVAM EDECEK"</strong></p>

<p>Milletvekili Doğru, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatlarıyla çiftçinin zararının karşılanması için gereken adımların atılacağını belirterek, "Nasıl pandemi döneminde üretimin devamı için özel uygulamalar hayata geçirildiyse bugün de aynı kararlılık var. Tarsim sigortası olmayan çiftçiler için de destek mekanizmaları devreye alınacak" dedi. Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı "Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek" projesinin gençlerin ve kadınların üretimde kalması için hayata geçirilen hayvancılık destek modelinin önemine dikkat çeken Doğru, "Gençlerimize ve kadınlarımıza 95 dişi, 5 erkek olmak üzere 100 hayvan veriliyor. İki yıl ödemesiz, 5 yıl faizsiz kredi desteği sağlanıyor. Bu modelle hem et ve süt üretimi artacak hem de kırsalda gelir düzeyi yükselecek. Amaç gençlerimizi köyünde tutmak ve üretimi büyütmek" ifadelerini kullandı. Adana ve ilçelerinde sel ve taşkınlardan etkilenen bölgelerde incelemelerde bulunduğunu söyleyen Doğru, altyapı ve ulaşımda oluşan hasarların hızla giderilmesi için çalışmaların sürdüğünü, yağışların azalmasıyla birlikte suyun çekileceğini ve zararların daha net ortaya çıkacağını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/dogru-zararlar-karsilanacak-uretim-devam-edecek</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 13:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/abdullah-dogru-kozan-da.jpg" type="image/jpeg" length="26624"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD Konsolosluğu Yüreğir’e Taşınıyor!]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/abd-konsoloslugu-yuregire-tasiniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/abd-konsoloslugu-yuregire-tasiniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana’nın Yüreğir ilçesinde dikkat çeken bir proje hayata geçiriliyor. Amerika Birleşik Devletleri’ne ait yeni konsolosluk binasının inşaatına Sinanpaşa Mahallesi’nde resmen başlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alanın etrafı tel örgülerle çevrilirken, iş makineleri sahaya girdi. Projenin yaklaşık 4 yıl içerisinde tamamlanması planlanıyor. Halihazırda Özgür Mahallesi Girne Bulvarı üzerinde hizmet veren ABD Adana Konsolosluğu’nun, yeni binanın tamamlanmasının ardından Sinanpaşa Mahallesi’ne taşınacağı öğrenildi. Yüreğir Otogarı karşısındaki geniş arazide başlayan çalışmalar mahallede büyük hareketlilik oluşturdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TOKİ’nin dönüşüm sürecine başladığı bölgede konsolosluk binasının yapılmasıyla birlikte altyapı yatırımlarının artması, çevre düzenlemelerinin hızlanması ve plansız yapılaşmanın zamanla yerini modern yerleşim alanlarına bırakması bekleniyor. Uzun süredir kentsel dönüşüm beklentisi içinde olan mahallede kamu ve özel sektör yatırımlarının da artacağı ifade ediliyor.<br />
<img alt="Mustafa Karslıoğlu" class="detail-photo img-fluid" height="617" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/mustafa-karslioglu.webp" width="860" /></p>

<p><strong>"EKONOMİMİZE CAN SİMİDİ OLACAK"</strong></p>

<p>Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu, bu tür büyük yatırımların bölgenin çehresini tamamen değiştirdiğini belirterek, Yüreğir’deki TOKİ projeleriyle birlikte konsolosluk binasının ilçeye ekonomik canlılık kazandıracağını söyledi. Karslıoğlu, “Bu tip projeler hem istihdam oluşturur hem de bölge ekonomisine can suyu olur. Yüreğir’in önü açık, geleceği bu yatırımlarla şekillenecek,” dedi.</p>

<p>Sinanpaşa Mahallesi Muhtarı Arif Palalı da konsolosluk binasının mahalle için bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak, dönüşüm sürecinin hızlanacağına inandıklarını dile getirdi. Palalı, mahalle sakinlerinin daha düzenli, güvenli ve modern bir yaşam alanına kavuşmasını hedeflediklerini söyledi. Mahalle sakinleri ise yolların yenilenmesi, parkların yapılması ve çevre düzenlemeleriyle birlikte bölgenin değer kazanacağını belirterek, uzun süredir atıl durumda kalan arazinin böylesi büyük bir yatırımla değerlendirilmesinden memnuniyet duyduklarını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/abd-konsoloslugu-yuregire-tasiniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/yeni-konsolosluk-arazisi.webp" type="image/jpeg" length="15640"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Barut: Üreticilerimizin Ve Vatandaşlarımızın Sesini Duyun]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/barut-ureticilerimizin-ve-vatandaslarimizin-sesini-duyun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/barut-ureticilerimizin-ve-vatandaslarimizin-sesini-duyun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, aşırı yağışların ardından baraj kapaklarının açılmasıyla ekili ve dikili tarım alanlarının su altında kaldığı Adana'da mağdurlarla buluştu, ihmal ve plansızlığın hesabını sordu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<br />
Adana'da son dönemde etkili olan aşırı yağışların ardından barajdan Seyhan Nehri'ne kontrollü bırakılan su, ekili ve dikili tarım arazilerini, köy evleri ve ahırlarını sular altında bıraktı. Mağdur köylüler ve üreticilerle buluşan CHP Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Ayhan Barut, yaşananların tümüyle ihmal, plansızlık, işbilmezlik ve öngörüsüzlükle ilgili olduğunu belirterek iktidarı sert sözlerle eleştirdi. Zararın hızla tespit edilerek mağduriyetin giderilmesini isteyen Barut, "İktidarın işbilmezliğinin, plansızlığının, öngörüsüzlüğünün faturasını yine vatandaşlar, özellikle çiftçilerimiz çekiyor" dedi. Mağdurlar da zararların karşılanmasını isterken, sorumluların da görevden alınıp hesap vermesini talep etti.<br />
<br />
<strong>"OLAN HEP ÇİFTÇİYE OLUYOR"</strong><br />
<br />
Taşkın sonucu Seyhan Nehri'nin sular altında kalan her iki yakasında da üreticiler ve köylülerle bir araya gelip incelemelerde bulunan Ayhan Barut, sorunları ve talepleri dinledi. Yaşanan mağduriyete tanıklık eden Barut, "Olan hep çiftçiye oluyor. Dolu oldu, çiftçiyi vurdu, zirai don oldu, yine olan çiftçiye oldu. Şimdi de bölgemizde aşırı yağışların ardından barajlardan bırakılan su ekili ve dikili alanlara doldu. Şu anda Adana'da Seyhan Nehri'nin her iki yakasında da ekili ve dikili tarım alanları su altında kaldı. Narenciye bahçeleri de, buğday tarlaları da, evler de su altında kaldı. Bu iktidarın işbilmezliğinin, plansızlığının, öngörüsüzlüğünün faturasını yine vatandaşlar, özellikle çiftçilerimiz çekiyor" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Ayhan Barut Sel Bolgesinde 1" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/ayhan-barut-sel-bolgesinde-1.jpg" width="860" /><br />
<br />
<strong>"AFET BÖLGESİ İLAN EDİLSİN"</strong><br />
<br />
Kuraklık, zirai don, dolu yağışı ve aşırı sıcak afetlerini anımsatan Ayhan Barut, zarar tespiti ve destek çağrıları yaparken şunları kaydetti; "Çiftçinin 2025 yılından bu yana süregelen talihsizliği devam ediyor. Tarla ve bahçeleri basan, şimdi boşa akan bu suyun her damlası çok önemli. Öngörü olsa, kuraklık zamanlarında değerlendirmek lazımdı bu suyu. Ama maalesef planlayamadıkları için suyu salıp denizlere akıtıyorlar. Denize akarken de etrafındaki her şeyi ve yeri tahrip ederek akıyor. İktidar bir an önce buradaki çiftçilerin ve vatandaşların zararlarını karşılamalıdır. Bu kadar plansızlık, öngörüsüzlük olmaz. Çiftçinin hem yaşam alanları, hem de ekili-dikili alanları tamamen su altında kaldı. Bu bölgenin derhal afet bölgesi ilan edilmeli. Hızlı bir şekilde evi, ekili-dikili alanları, ahırları, tarımsal ekipmanları zarar gören üreticilerin ve vatandaşların zararları tespit edilmeli ve hızla zararları karşılanmalıdır. Üreticilerimizin ve vatandaşlarımızın sesini duyun." (5 OCAK/BÜLTEN)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/barut-ureticilerimizin-ve-vatandaslarimizin-sesini-duyun</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/ayhan-barut-sel-bolgesinde.jpg" type="image/jpeg" length="34937"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ÖZGÜR ALTIOK: “ZEYDAN KARALAR’IN GÖREVE İADESİNİ VE DİĞER ARKADAŞLARIMIZIN TAHLİYESİNİ BEKLİYORUZ”]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/ozgur-altiok-zeydan-karalarin-goreve-iadesini-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/ozgur-altiok-zeydan-karalarin-goreve-iadesini-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana Büyükşehir Belediyesi Şubat Ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan CHP Grup Başkan Vekili Özgür Altıok, belediyenin mali disiplini, sosyal belediyecilik anlayışı ve devam eden projeler hakkında bilgi verdi, önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>“ZEYDAN BAŞKAN HİZMETLERİNE KALDIĞI YERDEN DEVAM ETMELİ”</p>

<p>CHP Grup Başkan Vekili Altıok Adana Büyükşehir Belediyesi Şubat Ayı Meclis Toplantısında şu ifadeleri kullandı: “212 günlük tutukluluğun ardından gelen tahliye kararı ile Zeydan Karalar özgürlüğüne, Adana halkı başkanına kavuştu. Başkanımıza, değerli ailesine, tüm sevenlerine ve kentimize geçmiş olsun. Umuyor ve inanıyoruz ki İçişleri Bakanlığımızdan gelecek yazıyla başkanımız Zeydan Karalar, en kısa zamanda görevinin başına dönerek Adana’mıza hizmete kaldığı yerden devam edecektir. Sevinci ve hüznü bir arada yaşıyoruz. Hala diğer başkanlarımız tutuklu yargılanıyor. Tutuklu belediye başkanlarımız ve diğer yol arkadaşlarımız savunmalarını yaptılar, 27-28 Ocak tarihlerinde biz de oradaydık hepsini dinledik, tüm sorulara rahatlıkla cevap vererek suçlamaları güçlü savunmalarla çürüttüler. Arkadaşlarımızın masumiyetini savunuyoruz ve 20 Şubat’ta mahkemenin onlar için de benzer kararları vereceğine yürekten inanıyoruz.”</p>

<p></p>

<p>“TAHLİYE HABERİ ADANA’DA BAYRAM HAVASI YARATTI”</p>

<p>Zeydan Karalar’ın tahliye kararının duyulmasıyla birlikte Adana’da adeta bir bayram havası oluştuğunu söyleyen Altıok: “İnsanlar belediye binası önüne hiçbir organizasyon, çağrı veya duyuru olmadan tamamen saf duygularıyla koşarak geldiler. Adalet çadırında buluşan binlerce insan sevinci ve coşkuyu paylaştı. Caddelerde sokaklarda araçlardan korna sesleri, birçok ilçeden konvoylarla Adana merkezine akın eden insanlar, evlerinden balkonlarından bu coşkuyu yaşayan halkımız büyük bir dayanışma örneği sergilediler. Adanalı hemşerilerimizle ne kadar gurur duysak azdır. Bu dakikalarda cezaevinden çıkış işlemlerini yapan Zeydan beyin bu gelişmelere karşı verdiği ilk tepki, gönderdiği mesaj şuydu ‘’Bugün 6 Şubat büyük bir felaketin 3.yıldönümü, on binlerce yurttaşımızı kaybettik ve onları anacağız yasımızı tutacağız. Lütfen kimse davul zurna çalmasın, kornalara basmayın, sevincimizi sessiz ve makul biçimde yaşayalım’’ Adana’ya 3.30 civarı ulaşan başkanımız, orda da kendisini bekleyen binlerce Adanalıya aynı mesajları bizzat ileterek 04.17 de başlayan Alpargün Apartmanı enkazında yapılan anma programına giderek depremzede ailelerle dayanışma içinde sabahı orda karşıladı. İşte tam da bu düşünce ve davranışları için ona Adana gibi başkan diyen bir kent onu bağrına basıyor ve hiçbir zaman yalnız bırakmıyor.” Diye konuştu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>“YARGILANMAKTAN KORKMAYIZ TALEBİMİZ ADİL VE TUTUKSUZ YARGILAMADIR”</p>

<p>İlk günden beri Zeydan başkanımızın da söylediği gibi biz yargılanmaktan korkmayız diyen CHP Grup Başkan Vekili Özgür Altıok sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Verilmeyecek hesabımız yok, herkes yargılanabilir ve hesap verebilir olmalıdır. Ancak tutuklu yargılama istisnai bir tedbirdir ve belediye başkanlarımız için uygulanmasını gerektirecek hiçbir koşul yoktur. Uzun tutukluluk süreleri tedbirin ötesinde bir cezalandırma mekanizmasına dönüşmüştür. Aynı davalarda suç örgütü lideri olarak 700 yılın üzerinde hapsi istenen ve suçlarını kabul etmiş bir sanık tutuksuz yargılanırken; her iki seçmenden birinin oyunu alan belediye başkanlarının tutuklu yargılanmasının ne hukuki ne vicdani izahı yoktur. Bu uygulamalar toplumun adalete olan güvenini zedelemektedir. Somut bilgiye, belgeye, kanıta dayanmayan suçlamalarla hiç kimse özgürlüğünden alıkonulmamalıdır! Özellikle bir suçlunun, kesin delile dayanmayan söylemlerine itibar edilmemelidir. Etkin pişmanlık yasası suçluların suiistimal aracına dönüşmemelidir. Suç örgütü liderlerinin özgürce dolaştığı, suçluların iftira atarak tahliye olabildiği bir sistem hukukun değil suçlunun üstünlüğü sağlar. Hangimizin hangi iftira karşısında suçlanacağını bilemeyiz. Bu sistem ideoloji, parti, kurum tanımaz adaleti tümden çürütür. Adalet terazisini bozmak kimseye yaramaz. İşte tam da bu yüzden herkes için adil yargılama istiyoruz.</p>

<p></p>

<p>“HALKIN GÖZÜNDE İKİLİ BİR HUKUK SİSTEMİ OLUŞTUĞU KAYGISI VAR”</p>

<p>Aynı kişinin başka partili belediye başkanıyla ilgili suçlamaları iddianameye girmezken, sadece CHP’li belediye başkanlarının tutuklu yargılanması veya Adana’da görülmesi gereken davaların, İstanbul’da görülüyor olması toplumun adalete olan inancını sarstığını söyleyen Altıok sözlerini şu şekilde tamamladı: “Kütahya dosyası kendi ilinde görülebiliyorken; Adana dosyasının Silivri’de görülmesi çifte standart bir uygulamadır. Bizim belediye başkanlarımız bir kişinin beyanı ile tutuklanırken; hakkında benzer suçlamalar olan siyasal iktidar mensubu belediye başkanlarının hiç yargılanmaması ikili bir hukuk sistemi oluştuğu kaygısını yaratmaktadır. Bu sistem hiçbir partiye, milletimize ve ülkemize yarar sağlamaz. Demokratik bir hukuk devletinde, adil yargılama, hızlı yargılama, istisnai durumlar hariç tutuksuz yargılama her yurttaşın hakkıdır. AYM kararlarının uygulanması, hak ihlallerinin ortadan kalkması, kayyum anlayışına son verilerek millet iradesinin egemen kılınması en doğal ve haklı beklentimizdir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Yerel Yönetimler</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/ozgur-altiok-zeydan-karalarin-goreve-iadesini-istedi</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 17:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/ozgur-altiok-1.webp" type="image/jpeg" length="37642"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AOSB Başkanı Sütcü, 4. Kez Güven Tazeledi]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/aosb-baskani-sutcu-4-kez-guven-tazeledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/aosb-baskani-sutcu-4-kez-guven-tazeledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sütcü; “Seçimin Kaybedeni Yok, Sanayicilerimiz Ve Adana’mız Kazandı”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nin geleceği açısından büyük önem taşıyan 20. Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısı, demokratik bir olgunluk ve sanayicilerin yoğun katılımla tamamlandı. Mevcut Başkan Bekir Sütcü, ekibiyle birlikte sanayicilerden bir kez daha güvenoyu aldığı seçim sonucunu değerlendirirken, “Bu seçimin kaybedeni yok. Kazanan sanayicilerimiz ve Adana’mız olmuştur” dedi.</p>

<p>AOSB Başkanlığı Seyhan Salonu'nda, rekabetin yüksek, ilginin yoğun olduğu seçim süreci, sanayicilerin birbiriyle olan güçlü iş birliği ve dostluk anlayışı çerçevesinde örnek bir atmosferde gerçekleşti. 503 sanayicinin oy kullandığı seçimde, mevcut Başkan Bekir Sütcü 268 oy, İsrafil Uçurum ise 235 oy aldı.</p>

<p>Türk Sanayisinin Güneydeki Üssü konumuyla kent, bölge ve ülke ekonomisine değer katan AOSB’nin genel kuruluna, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı temsilcileri, kamu kurum yöneticileri, oda başkanları, çok sayıda sanayici ve davetliler katıldı.</p>

<p>Genel kurulun Divan Başkanlığını üstlenen sanayici Mehmet Ali Bilici, bu genel kurulun sıradan bir seçim olmadığını, AOSB’nin geleceğini şekillendirecek kadronun belirleneceğini söyledi.</p>

<p>Yönetim ve denetim raporlarının okunup oy birliğiyle onaylanmasının ardından AOSB Yönetim Kurulu Başkanı ve başkan adayı Bekir Sütcü katılımcılara hitap etti. Sütcü konuşmasına, seçim bittikten sonra herkesin el ele, sarılarak bu salondan ayrılacağına inandığını söyleyerek başladı.</p>

<p><strong>“AOSB TÜRKİYE’NİN GÖZBEBEĞİ”</strong></p>

<p>Sütcü, Türkiye’nin İlk 500, İkinci 500 ile TİM 1000 listesinde yer alan tüm sanayicilere şükranlarını sunduğunu söyledi. AOSB’nin bugün geldiği noktayı rakamlarla anlatan Sütcü, “AOSB’miz Türkiye’nin gözbebeği sanayi bölgelerinden biri haline geldi” dedi.</p>

<p>Sütcü, AOSB’nin 22 milyon metrekarelik alana, 498 faal firmaya ve 41 bin 865 kişilik istihdama sahip olduğunu, Adana ihracatının yaklaşık yüzde 50’sinin, yani 2 milyar dolarının AOSB’de faaliyet gösteren sanayiciler tarafından gerçekleştiğini vurguladı.</p>

<p><img alt="Osb 1" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/osb-1.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>“TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK DÖRDÜNCÜ OSB’SİYİZ” </strong></p>

<p>Sütcü, “Adana Hacı Sabancı OSB bugün fiziki büyüklük, altyapı kapasitesi ve sanayi yoğunluğu bakımından 318 OSB içinde Türkiye’nin en büyük dördüncü organize sanayi bölgesidir” dedi. Sütcü, bunun yalnızca bir sıralama değil, yatırım gücünün ve kurumsal yönetimin göstergesi olduğunu söyledi. Sanayicilerine elektriği, suyu ve diğer temel girdileri Türkiye’nin en uygun koşullarında sunmanın gururunu yaşadıklarını ifade eden Bekir Sütcü, genişleme alanları hakkında da bilgi verdi. Sütcü, Sarıçam’daki 5’inci ilave alan çalışmalarının sürdüğünü, 3.348 hektarlık alan için 16 kurum görüşünden 15’inin alındığını, sürecin kısa sürede tamamlanacağını belirterek, “Bu çalışmalarla 22 milyon metrekareden 52 milyon metrekarelik alana çıkacağız” dedi. Sütcü, kullanma suyu kapasitesinin 222 bin metreküpe çıkarıldığını ve bunun AOSB’nin 20–25 yıllık ihtiyacını karşılayacağını ifade etti.</p>

<p><strong>YENİ PROJELER YOLDA</strong></p>

<p>Sütcü yeni atıksu arıtma tesisinin 2026’da ihaleye çıkacağını, bölgeye tır parkı kazandırılacağını, 8 MW’lık GES projesinin hayata geçirileceğini, yap-işlet-devret modeliyle bir otel projesinin ve çamur kurutma tesisi yatırımlarının devam ettiğini söyledi. Sütcü, 50 MW’lık enerji depolama projesinin ise Türkiye’de bir ilk olduğuna dikkati çekti.</p>

<p>Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin Adana için stratejik bir hamle olduğunu söyleyen Sütcü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere emeği geçenlere teşekkür etti. Sütcü, sahip oldukları bilgi ve deneyimle bu süreci en iyi şekilde yöneteceklerini vurguladı.</p>

<p>Adana Sanayi Odası Meclis Başkanı ve AOSB Başkan adayı İsrafil Uçurum ise katılımcılara teşekkür ettikten sonra yalnızca bir başkan adayı değil, üretimin yükünü birlikte taşıyan bir sanayici olduğunu söyledi.</p>

<p>“Şeffaf, katılımcı ve ‘ben değil biz’ diyen bir yönetim anlayışını hakim kılacağız” diyen Uçurum, yönetimde iki dönem sınırı getireceklerini, bunun bir seçim vaadi değil yönetim felsefesi olduğunu vurguladı.</p>

<p>Uçurum, elektrik dağıtım bedeline karşı verdiği hukuki mücadele sonucu faturaların düştüğünü ve bunun tüm OSB’lere emsal olduğunu söyledi. Doğalgaz altyapısının kendi dönemlerinde çekildiğini belirten Uçurum, geçmiş yönetimlere teşekkür ederek vefat eden sanayicilere rahmet diledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>YENİ YÖNETİM KURULU SEÇİLDİ</strong></p>

<p>Yapılan oylama sonucunda AOSB Bekir Sütcü başkanlığındaki yeni yönetim kurulu Ömer Kaya, M. Nedim Büyüknacar, Mehmet Tosmur, Fatma Uluğ Ersöz, Kemal Özçetin, Ahmet Aslan, Asım Gül, Tansel Ün, Noyan Yiğit Dağsuyu ve Hasan Kılıç’tan oluştu. Denetim kuruluna ise Can Ulaştırıcı ile Ali Fuat Batmaz seçildi.</p>

<p><strong>KAZANANI KAYBEDENİ YOK; HEP BİRLİKTEYİZ”</strong></p>

<p>Sonuçların açıklanmasının ardından teşekkür konuşması yapan Başkan Bekir Sütçü, bu seçimlerde, güçlü bir birlik ve beraberlik mesajı verildiğini belirterek, tüm sanayicilere teşekkür etti.</p>

<p>Sütçü, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “503 sanayicimizin iradesi sandığa yansımıştır. Kazananı ve kaybedeni olmayan bir seçim yaşadık. Burada tek kazanan AOSB’dir, Adana’dır ve sanayicimizdir. Hepimiz aynı gemideyiz; aynı hedefe birlikte yürüyoruz. Sanayicimizin her türlü görüşüne saygı duyuyoruz. Onları başımızın üstünde taşıyoruz.”</p>

<p><img alt="Osb 3" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/osb-3.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>“GEÇMİŞTEN GELEN DAYANIŞMA SÜRECEK”</strong></p>

<p>Daha önce de benzer seçim süreçlerinden geçtiklerini hatırlatan Sütçü, kurumsal dayanışma geleneğinin devam edeceğini belirterek şöyle konuştu: “Daha önce de farklı listelerde yer aldığımız arkadaşlarımızla hiçbir kırgınlık yaşamadan birlikte çalıştık. Bugün de aynı anlayışla yolumuza devam edeceğiz. Seçim bitti; şimdi işimize, üretimimize ve projelerimize odaklanma zamanı.”</p>

<p><strong>TEŞEKKÜR MESAJI</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda tüm katılımcılara teşekkür eden Bekir Sütcü, “Bize güvenen, sandığa gelen, oy kullanan tüm sanayicilerimize şükranlarımı sunuyorum. Bu güveni boşa çıkarmamak için daha çok çalışmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/aosb-baskani-sutcu-4-kez-guven-tazeledi</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/osb-2.jpg" type="image/jpeg" length="37405"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kasım Gülek Köprüsü Tarihe Karışıyor]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/kasim-gulek-koprusu-tarihe-karisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/kasim-gulek-koprusu-tarihe-karisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana’da kent içi ulaşımın en kritik noktalarından biri olan Kasım Gülek Köprüsü Tarihe Karışıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Adana’da kent içi ulaşımın en kritik noktalarından biri olan ve “Skyfall” filmiyle dünya çapında bilinirlik kazanan 63 yıllık Kasım Gülek Köprüsü, Yüksek Standartlı Demiryolu Hattı Projesi kapsamında yıkım çalışmaları nedeniyle trafiğe kapatıldı. Dün itibarıyla başlayan çalışmaların yaklaşık 8 ay sürmesi beklenirken, toplu taşıma güzergâhlarında da kapsamlı değişikliğe gidildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TOPLU TAŞIMADA ZORUNLU GÜZERGÂH DEĞİŞİKLİĞİ</strong></p>

<p>Adana Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, Baraj Yolu istikametinden Atatürk Caddesi ve Gazipaşa Bulvarı’na ulaşım sağlayan tüm toplu taşıma araçlarının güzergâhlarının geçici olarak değiştirildiği duyuruldu. Köprünün kapalı kalacağı süre boyunca mevcut hatlar alternatif yollar üzerinden hizmet verecek.</p>

<p><strong>OTOBÜSLER BU HATLARI KULLANACAK</strong></p>

<p>Yeni düzenlemeye göre otobüsler; Mustafa Kemal Paşa Bulvarı, Cemalpaşa Groseri önü, Mustafa Sarı Alt Geçidi ve Şadırvan Kavşağı güzergâhını takip edecek. Araçlar, buradan Sular ve Atatürk Caddesi üzerinden mevcut hatlarına bağlanarak seferlerine devam edecek. Değişiklik gidiş ve dönüş yönlerinde geçerli olacak.</p>

<p><strong>VATANDAŞLARA “SEFER SAATLERİNİ TAKİP EDİN” UYARISI</strong></p>

<p>Yetkililer, yıkım ve altyapı çalışmalarının 15 Ekim 2026 tarihine kadar sürmesinin planlandığını belirterek, vatandaşların mağduriyet yaşamamaları için alternatif güzergâhları kullanmaları ve güncellenen sefer saatlerini takip etmeleri gerektiğini vurguladı. İhtiyaç halinde ek güzergâh ve saat düzenlemelerinin de yapılabileceği ifade edildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Yurttan ve Dünyadan</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/kasim-gulek-koprusu-tarihe-karisiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 15:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/kasim-gulek-trafige-kapatildi-1.jpg" type="image/jpeg" length="11978"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emniyetin Zirvesi Adana’da Toplandı! Demirtaş’tan Kritik Güvenlik Hamlesi]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/emniyetin-zirvesi-adanada-toplandi-demirtastan-kritik-guvenlik-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/emniyetin-zirvesi-adanada-toplandi-demirtastan-kritik-guvenlik-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emniyet Genel Müdürü Demirtaş’tan Adana Çıkarması: Kentte Güvenlik Zirvesi Yapıldı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş, bir dönem valilik görevini yürüttüğü Adana’ya gelerek Valilik ve İl Emniyet Müdürlüğü’nde temaslarda bulundu. Kentin asayiş ve güvenlik durumu masaya yatırıldı.</h2>

<p>Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş, bir dizi temas ve incelemelerde bulunmak üzere Adana’ya geldi. Daha önce Adana Valiliği görevinde bulunan Demirtaş’ın ziyareti, kentte güvenlik ve koordinasyon açısından önem taşıdı.<br />
<br />
<img alt="Emniyet Genel Muduru Adana Valiligi 1" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/emniyet-genel-muduru-adana-valiligi-1.jpg" width="860" /></p>

<h3><strong>Valilikte Güvenlik Değerlendirmesi</strong></h3>

<p>Demirtaş, Adana Valisi Mustafa Yavuz’u makamında ziyaret ederek kentin genel asayiş durumu hakkında bilgi aldı. Adana Valiliği’nde gerçekleşen görüşmede, huzur ve güvenliğin sağlanmasına yönelik yürütülen çalışmalar, mevcut uygulamalar ve alınan tedbirler detaylı şekilde ele alındı. Ziyarete ilişkin açıklama yapan Vali Mustafa Yavuz, “İlimiz genelinde huzur ve güvenliğin temini amacıyla yürütülen asayiş ve güvenlik çalışmalarını değerlendirdik” dedi.<br />
<br />
<img alt="Emniyet Genel Muduru Adana Valiligi 2" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/emniyet-genel-muduru-adana-valiligi-2.jpg" width="860" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Vali Yavuz’a ‘Hayırlı Olsun’ Ziyareti</strong></h3>

<p>Görüşmede, güvenlik konularının yanı sıra nezaket mesajları da yer aldı. Emniyet Genel Müdürü Demirtaş, Adana Valiliği görevine kısa süre önce başlayan Vali Mustafa Yavuz’a yeni görevinde başarılar diledi. Vali Yavuz ise nazik ziyaret ve temenniler dolayısıyla teşekkür etti.<br />
<br />
<img alt="Emniyet Genel Muduru Adana Emniyet Mudurlugu" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/emniyet-genel-muduru-adana-emniyet-mudurlugu.jpg" width="860" /></p>

<h3><strong>İl Emniyet Müdürlüğü’nde Brifing Aldı</strong></h3>

<p>Valilik ziyaretinin ardından Adana İl Emniyet Müdürlüğü’nü ziyaret eden Demirtaş, İl Emniyet Müdürü Ahmet Hakan Arıkan’dan kent genelindeki güvenlik durumu, yürütülen operasyonlar ve asayiş faaliyetleri hakkında kapsamlı brifing aldı.<br />
<br />
<img alt="Emniyet Genel Muduru Adana Emniyet Mudurlugu 2" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/emniyet-genel-muduru-adana-emniyet-mudurlugu-2.jpg" width="860" /></p>

<p>Ziyarette; asayiş uygulamaları, narkotikle mücadele, trafik denetimleri ve organize suçlarla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar değerlendirildi. İl emniyet yöneticileri, son dönemde gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin sunum yaptı.<br />
<br />
<img alt="Emniyet Genel Muduru Adana Emniyet Mudurlugu 3" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/emniyet-genel-muduru-adana-emniyet-mudurlugu-3.jpg" width="860" /></p>

<h3><strong>“Huzur ve Güven İçin Çalışmalar Sürüyor”</strong></h3>

<p>Yetkililer, Adana’da huzur ve güven ortamının güçlendirilmesi adına çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı. Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş’ın ziyareti, kentteki güvenlik çalışmalarının etkinliğini artırmaya yönelik önemli bir adım olarak değerlendirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/emniyetin-zirvesi-adanada-toplandi-demirtastan-kritik-guvenlik-hamlesi</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 14:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/emniyet-genel-muduru-adana-valiligi-2.jpg" type="image/jpeg" length="56961"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adana’da Deprem Gerçeği Masaya Yatırılıyor]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/adanada-deprem-gercegi-masaya-yatiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/adanada-deprem-gercegi-masaya-yatiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana’da deprem gerçeği, alanında uzman akademisyenlerin katılımıyla düzenlenecek kapsamlı bir panelde ele alınacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Deprem Gerçeğiyle Yaşamak”</strong> başlığıyla gerçekleştirilecek panelde; Adana bölgesindeki fay hatları, yapı güvenliği ve kentsel dönüşüm süreci bilimsel veriler ışığında değerlendirilecek. Adana Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Daire Başkanlığı tarafından organize edilen panel, <strong>4 Şubat Çarşamba günü saat 14.00–17.00 arasında Kozan Ticaret Borsası Toplantı Salonu’nda</strong> yapılacak.</p>

<p><strong>ALANINDA UZMAN İSİMLER KONUŞACAK</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Panele, Türkiye’nin deprem ve yapı güvenliği alanında önde gelen akademisyenleri katılacak. Panelde söz alacak isimler şöyle:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Prof. Dr. Abdulazim Yıldız</strong> – Çukurova Üniversitesi İnşaat Mühendisliği</li>
 <li><strong>Prof. Dr. Ahmet Beycioğlu</strong> – Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İnşaat Mühendisliği</li>
 <li><strong>Prof. Dr. Barış Binici</strong> – ODTÜ İnşaat Mühendisliği</li>
 <li><strong>Prof. Dr. Mustafa Laman</strong> – İMO Geoteknik Kurul Üyesi</li>
 <li><strong>Prof. Dr. Süleyman Pampal</strong> – Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Kurucu Başkanı</li>
 <li><strong>Prof. Dr. Ulvi Can Ünlügenç</strong> – Çukurova Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği</li>
</ul>

<p>Panelde, özellikle <strong>Adana ve çevresindeki deprem riski</strong>, mevcut yapı stokunun durumu ve <strong>bilim temelli kentsel dönüşümün</strong> nasıl hayata geçirilmesi gerektiği ele alınacak.</p>

<p><strong>“BİLİMİ KONUŞUYORUZ, GÜVENLİ GELECEĞİ PLANLIYORUZ”</strong><br />
Yetkililer, panelin amacının kamuoyunu doğru bilgiyle buluşturmak, deprem konusunda farkındalığı artırmak ve güvenli kentler için atılması gereken adımları bilimsel temelde tartışmak olduğunu vurguladı. Etkinliğin, hem yerel yöneticiler hem de vatandaşlar için yol gösterici olması hedefleniyor.<br />
<img alt="Suphi Civelek Abb 2" class="detail-photo img-fluid" height="1252" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/suphi-civelek-abb-2.jpg" width="860" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Yerel Yönetimler</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/adanada-deprem-gercegi-masaya-yatiriliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 13:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/suphi-civelek-abb-1.jpg" type="image/jpeg" length="89982"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Başkan Aksu ve Şube Yönetimi güven tazeledi]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/baskan-aksu-ve-sube-yonetimi-guven-tazeledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/baskan-aksu-ve-sube-yonetimi-guven-tazeledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mimarlar Odası Adana Şubesi’nin ilk kadın ve en genç başkanı Canan Aksu ve yönetimi güvenoyu aldı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası Adana Şubesi’nin 19. Olağan Genel Kurulu, Seyhan’daki tarihi Çırçır Fabrikası’nda iki gün süren toplantı ve seçimlerle gerçekleştirildi. Genel Kurul sonucunda, Mimarlar Odası Adana Şubesi’nin ilk kadın ve en genç başkanı olan Canan Aksu ve yönetim kurulu ikinci kez üyelerden tam destek aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genel Kurul’un ilk gününde yönetim ve denetim kurulu raporları ile mali hesaplar görüşüldü. Toplantıya CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, Adana Büyükşehir Belediye Başkanvekili Güngör Geçer, Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, Mimarlar Odası Genel Başkan Yardımcısı Semih Temizkan, Çukurova Belediye Başkan Yardımcısı Uğurcan Doğan, TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Kerem Şahin, TMMOB’ye bağlı oda başkanları ve çok sayıda mimar katıldı.<br />
<br />
<strong>“BİLİMİN VE KAMUSAL YARARIN SAVUNUCUSU OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”</strong><br />
Açılış konuşmasında Canan Aksu, ülkenin içinden geçtiği siyasal ve ekonomik sürecin mimarlık mesleği üzerindeki baskılarına dikkat çekerek, özellikle 6 Şubat depremleri sonrası yapı üretim süreçleri, planlama politikaları ve denetim mekanizmalarının bütüncül biçimde yeniden ele alınmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Aksu, TMMOB’nin 70 yıllık birikimiyle bilimin ve kamusal yararın savunucusu olmaya devam edeceklerini ifade etti.<br />
<br />
<img alt="Mimarlar Odası Yonetim" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/mimarlar-odasi-yonetim.jpg" width="860" /><br />
<br />
<strong>“ADANA MİMARLIK FESTİVALİNİ TÜRKİYE’YE KAZANDIRDIK”</strong><br />
Görev süresi boyunca verilen sözlerin büyük bölümünü hayata geçirdiklerini belirten Aksu, Mimarlar Odası’nı yalnızca bir meslek örgütü değil; dayanışmanın, katılımcılığın ve ortak aklın merkezi olarak gördüklerini söyledi. Belediyelerle kurulan yapıcı diyalogların, mimarlık disiplininin kent politikalarında daha görünür olmasına katkı sunduğunu dile getirdi.<br />
Genç mimarların mesleki gelişimini desteklemek ve kuşaklar arası bilgi aktarımını güçlendirmek amacıyla Genç MİMOD ve Danışma Meclisi’nin hayata geçirildiğini belirten Aksu, Türkiye genelinde ses getiren Adana Mimarlık Festivali’nin kalıcı bir kent etkinliğine dönüşmesinin de önemli bir kazanım olduğunu ifade etti.<br />
<br />
<img alt="Mimarlar Odası" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/mimarlar-odasi.jpg" width="860" /><br />
<br />
<strong>ÜYELERDEN GÜVENOYU </strong><br />
Genel Kurul’un ikinci gününde yapılan seçimlerde, oy kullanan üyelerin tamamının oyunu alan Canan Aksu, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte yeniden göreve seçildi.<br />
Canan Aksu ile birlikte yeni seçilen yönetim kurulu üyeleri ise şu isimlerden oluştu: Serhat Çalık, Nesrin Akdoğan, Bora Işık, Erdem Çınkıl, Hakan Kısacık, Rukiye Tüter. Yedek yönetim kurulunda ise Mert Güveloğlu, Beyza Fettahlıoğlu, Işıl Kurt, Ecem Kara, Abdullah Kaycıoğlu, Neslihan Coşkun ve Aleyna Kıraç yer aldı.<br />
Mimarlar Odası Adana Şubesi, önümüzdeki günlerde yapacağı ilk toplantıyla görev dağılımını gerçekleştirecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/baskan-aksu-ve-sube-yonetimi-guven-tazeledi</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/mmo.jpg" type="image/jpeg" length="48849"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“YÖK’ÜN GEREKÇELERİ GERÇEKLİKLE ÖRTÜŞMÜYOR”]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/yokun-gerekceleri-gerceklikle-ortusmuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/yokun-gerekceleri-gerceklikle-ortusmuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çukurova Öğretim Elemanları Derneği, “YÖK’ün değil, amaç ve konunun gerekleri belirleyici olmasıdır” görüşünü savundu, yapılan açıklamada; “YÖK’ün üç yarıyıllı bir yapı oluşturulması ve işletmelerin eğitim süreçlerindeki rolünün artırılması yoluyla “dual öğretim” modelinin hayata geçirilmesinin planlandığı anlaşılmaktadır.” ifadelerine yer verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> </p>

<p>Türkiye’de aktif durumda bulunan 205 üniversite, 2068 fakülte, 327 yüksekokul, 1019 meslek yüksekokulu ve toplam 7227 aktif program bulunduğu belirtilen Çukurova Öğretim Elemanları Derneği Yönetim Kurulu açıklamasında, “Yükseköğretimde okuyan toplam öğrenci sayısı 6.715.761’dir. Bu öğrencilerin 3.064.184’ü meslek yüksekokullarında (ön lisans programlarında) öğrenim görmektedir. Buna ek olarak, 1.080.280 açık ve uzaktan öğretim lisans öğrencisi de bulunmaktadır.” denildi.</p>

<p><strong>Çukurova Öğretim Elemanları Derneği Yönetim Kurulu’nun , “İLGİLİ KAMUOYUNA YÜKSEKÖĞRETİMDE SÜRE TARTIŞMASI ÜZERİNE” başlıklı açıklama şöyle:</strong></p>

<p><strong>3 YARIYILLI BİR YAPI PLANLANIYOR</strong></p>

<p>“YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, öğretim programlarının süresinin kısaltılmasına yönelik bir çalışma yürütüldüğünü kamuoyuna açıklamıştır. Ayrıntıları henüz netleşmemekle birlikte, yaz aylarının da akademik takvime dâhil edilmesi, her biri 12–14 haftadan oluşan üç yarıyıllı bir yapı oluşturulması ve işletmelerin eğitim süreçlerindeki rolünün artırılması yoluyla “dual öğretim” modelinin hayata geçirilmesinin planlandığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bu açıklamalar, YÖK’ün yükseköğretime yaklaşımının ne derece merkeziyetçi ve hiyerarşik bir anlayışa dayandığını bir kez daha göstermektedir. Aynı zamanda üniversitelerin kurumsal özerkliği, bilimsel özgürlük, bilimsellik, akılcılık, demokrasi, aydınlanma ile insan ve toplum anlayışı bakımından çok boyutlu ciddi bir soruna da işaret etmektedir.</p>

<p><strong>YÜKSEKÖĞRETİM ANLAYIŞINDA YENİ BİR KÖKLÜ KIRILMA: DUAL ÖĞRETİM YA DA MESEM’LEŞME</strong></p>

<p>Türkiye yükseköğretim tarihinde YÖK’ün kuruluşu başlı başına köklü bir kırılma yaratmıştır. Vakıf üniversitelerinin ortaya çıkışı ise ikinci büyük kırılma olarak değerlendirilebilir. Bugün ise “yönetişim” ya da “paydaş” anlayışını aşan biçimde işletmelerin doğrudan yükseköğretimin bir parçası haline getirilmesi (dual öğretim), üçüncü ve niteliksel olarak daha derin bir kırılma anlamına gelmektedir.</p>

<p>YÖK tarafından yapılan açıklamalarda yer alan “istihdama duyarlılık”, “uygulama temelli eğitim”, “sektörün doğrudan eğitim süreçlerine katılımı” gibi ifadeler, staj uygulamalarının işyeri temelli mesleki eğitime dönüştürülmesini ve dual öğretim modelinin yükseköğretimin geneline yaygınlaştırılmasını hedefleyen bir yaklaşımı işaret etmektedir.</p>

<p>Akademik öğretim, “işyeri temelli mesleki eğitim” anlayışıyla işletmelerde çıraklığa indirgenemez. Ayrıca Türkiye’de yüksek teknolojiye dayalı üretimin son derece sınırlı olduğu, Almanya ya da ABD benzeri bir sanayi ve araştırma altyapısının bulunmadığı dikkate alındığında, dual öğretim modelinin yalnızca bilimsel eğitim açısından değil, uzmanlık öğretimi açısından dahi uygun olmadığı açıktır.</p>

<p>Türkiye koşullarında meslek ve uzmanlık öğretiminin ağırlıklı olarak okul temelli biçimde, yüksekokullar ve üniversiteler bünyesinde sürdürülmesi gerekmektedir.</p>

<p><strong>SÜRE MESELESİ:</strong></p>

<p><strong>YÖK DEĞİL, AMAÇ VE KONUNUN GEREKLERİ BELİRLEYİCİ OLMALIDIR</strong></p>

<p>YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, “daha yoğun ve daha kompakt bir eğitim” anlayışıyla akademik takvimin sıkıştırılacağını, yaz döneminin bir bölümünü de kapsayacak şekilde üç yarı yıllı bir sisteme geçileceğini ve her bir yarıyılın 12–14 haftaya düşürülmesiyle dört yıllık lisans eğitiminin üç yılda tamamlanabileceğini ifade etmektedir.</p>

<p>Oysa dünyada da Türkiye’de de, bilimsel araştırmanın temel amaç olduğu fakülte öğretimi için dört yıl dahi asgari bir süredir. Akademik takvimde teknik olarak kimi düzenlemeler yapmak mümkündür ancak YÖK tarafından önerilen düzenlemelerin bilimsellikle ve üniversite anlayışıyla uzlaşır bir yönü bulunmamakta, hiçbir ciddi gerekçe ifade edilmemektedir.</p>

<p>Türkiye yükseköğretim sisteminde uzun süredir var olan yapısal sorunlardan biri, operasyonel meslek ve uzmanlık öğretimi ile bilim üretimine ve teknoloji geliştirmeye dayalı akademik eğitimin iç içe geçirilmiş olmasıdır. Meslek yüksekokulları ve yüksekokullar, teknikerlikten mühendisliklere ve çeşitli sosyal hizmet alanlarına kadar farklı amaçlara yönelik olarak iki ya da üç yıllık sürelerde yapılandırılabilir. Nitekim yakın geçmişte eğitim enstitüleri, akademiler ve teknik yüksekokullar bu çeşitlilik içinde faaliyet göstermiştir. Günümüzde ise yaygın model, iki yıllık meslek yüksekokulları ile dört yıllık fakültelerden oluşmaktadır.</p>

<p>Öğretim programlarının amaçlarına ve sürelerine YÖK’ün karar vermesi kabul edilemez. Bu kararlar, ilgili akademik kurullar tarafından, eğitimin amacı ve gerekleri esas alınarak, bilimsel ve rasyonel ölçütlerle belirlenmelidir.</p>

<p><strong>YÖK’ÜN GEREKÇELERİ GERÇEKLİKLE ÖRTÜŞMÜYOR:</strong></p>

<p><strong>ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 62’Sİ ZATEN İKİ YILLIK YA DA AÇIK/UZAKTAN ÖĞRETİMDE</strong><br />
<img alt="Tablo 1 Y O K" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/tablo-1-y-o-k.jpg" width="860" /></p>

<p>YÖK tarafından dile getirilen gerekçelerden biri, öğrencilerin daha erken iş yaşamına katılmasının sağlanması ve ara eleman ihtiyacının karşılanmasıdır. Oysa erken mesleğe yönelmek isteyenler için Türkiye’de uzun süredir yaygın biçimde iki yıllık meslek yüksekokulları ve ön lisans programları bulunmaktadır. Bu yönüyle, lisans süresinin kısaltılmasının yeni bir ihtiyaca yanıt verdiğini söylemek mümkün değildir.</p>

<p>Mevcut yükseköğretim verileri zaten bu durumu açıkça ortaya koymaktadır:</p>

<p>Türkiye’de aktif durumda bulunan 205 üniversite, 2068 fakülte, 327 yüksekokul, 1019 meslek yüksekokulu ve toplam 7227 aktif program bulunmaktadır. Yükseköğretimde okuyan toplam öğrenci sayısı 6.715.761’dir. Bu öğrencilerin 3.064.184’ü meslek yüksekokullarında (ön lisans programlarında) öğrenim görmektedir. Buna ek olarak, 1.080.280 açık ve uzaktan öğretim lisans öğrencisi de bulunmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu verilerden hareketle Türkiye’de öğretim süresine göre öğrenci dağılımı şöyledir:<br />
<img alt="Tablo 2 Y O K" class="detail-photo img-fluid" height="281" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/tablo-2-y-o-k.jpg" width="860" /></p>

<p>Bu veriler, YÖK’ün “erken istihdam” gerekçesinin, mevcut yükseköğretim gerçekliğiyle örtüşmediğini açık biçimde göstermektedir. Yükseköğretim sistemimizdeki mevcut öğrencilerin yalnızca %38,29’u 4-6 yıllık örgün programlara devam etmektedir. Geri kalan %61,71’lik kesim ise ya YÖK’ün istediği gibi erkenden istihdama katılmak üzere 2 yıllık okullarda okumaktadır ya da hâlihazırda açık öğretime devam ettiği için “istihdama uygun” durumdadır.</p>

<p><strong>EN YÜKSEK İŞGÜCÜNE KATILIM YÜKSEKÖĞRETİM MEZUNLARINDA</strong></p>

<p>Kamuoyunda zaman zaman yükseköğretim mezunlarının büyük ölçüde işsiz olduğu yönünde yanıltıcı bir algı oluşturulmaktadır. Oysa resmi istatistikler bu iddiayı doğrulamamaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, eğitim düzeyine göre işgücüne katılım oranları incelendiğinde, en yüksek katılım oranı yükseköğretim mezunları arasında görülmektedir.</p>

<p>2024 yılı itibarıyla, 15 yaş ve üzeri nüfusta genel işgücüne katılım oranı %54,2 iken, yükseköğretim mezunlarında bu oran %77,5 düzeyindedir. İşgücüne katılma verileri yükseköğretim mezunlarının diğerlerine göre daha fazla istihdam olanağına sahip olabildiğini göstermektedir.<br />
<br />
<img alt="Tablo 3 Y O K" class="detail-photo img-fluid" height="505" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/tablo-3-y-o-k.jpg" width="860" /></p>

<p>Bu veriler, toplam nüfus içinde, en yüksek işgücüne katılım oranlarının yükseköğretim mezunları arasında olduğunu açıkça göstermektedir. Buradaki asıl sorun istihdam piyasasındaki daralma ve mezunların kendi alanlarında iş bulamamaları ile ilgilidir. Bu sorunları iş piyasalarına daha fazla insan dâhil etmekle değil, ancak emeği önceleyen yeni bir istihdam yapılanmasıyla çözmek mümkün olabilir.</p>

<p><strong>SÜRE MESELESİ KREDİ VE SAAT DEĞİL, ÖZÜMSEME VE NİTELİK MESELESİDİR</strong></p>

<p>Yükseköğretimde derslerin yalnızca kredi ve saat hesabıyla art arda dizilmesi, bilimsel bir eğitim yapıldığı anlamına gelmez. Üniversite eğitimi yalnızca bir meslek kazandırma süreci değildir; bilimsel bakış açısının edinilmesini, araştırma yapma, sorgulama, sorun tanımlama ve çözüm geliştirme becerilerinin kazanılmasını, dünyayı anlama ve değişimi yönlendirme kapasitesinin geliştirilmesini hedefleyen bütünlüklü bir süreçtir. Aynı zamanda öğrenmenin öğrenilmesini ve yeni bilgi üretimini mümkün kılan yapısal bir eğitim biçimidir.</p>

<p>Üniversite eğitimi, kuramsal ve uygulamalı dersleri, temel bilimleri, sosyal bilimleri, kültür ve sanatı, laboratuvar çalışmalarını ve saha araştırmalarını bir arada içeren, birbirini tamamlayan bileşenlerden oluşur. Yükseköğretimden bu bileşenler çıkarılıp yalnızca mesleki uygulama becerileri bırakıldığında, geriye üniversite değil, MESEM ya da çıraklık sistemi kalır.</p>

<p><strong>NİTELİKLİ ORTAÖĞRETİM VE YÜKSEKÖĞRETİM SORUNU</strong></p>

<p>Ülkedeki yükseköğretimin temel sorunlarının başında, ortaöğretimde yaşanan ciddi nitelik kaybı gelmektedir. Eğitimin ticarileştirilmesi ve dinselleştirilmesine yönelik uygulamalar, ortaöğretimdeki niteliksizleşmeyi daha da derinleştirmektedir. Sınav odaklı eğitim anlayışı, okulların fiziksel altyapı ve donanım eksiklikleri, kalabalık sınıflar, ikili öğretim, taşımalı eğitim, çocuk ve gençlerin dini cemaat ve vakıflara yönlendirilmesi, öğretmenlere insanca yaşayabilecekleri ücretler ödenmemesi ile birlikte sözleşmeli öğretmenlik gibi uygulamalar gibi yaklaşımlar, ortaöğretim kurumlarını giderek işlevsiz hale getirmektedir.</p>

<p>Bu koşullar altında, üniversite sınavlarında matematik ve fen alanlarında eksi netlerle mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı gibi bölümlere yerleşen öğrencilerin bulunması şaşırtıcı değildir. Böyle bütünlüklü olarak düşünüldüğünde, yükseköğretimde yaşanan sorunların kaynağının eğitim süresinin uzunluğu olmadığı, pek çok başka sorunla birlikte alt kademelerde biriken nitelik kaybının da önemli bir etken olduğu açıkça görülebilir.</p>

<p><strong>BİLİM VE ARAŞTIRMA SÜRECİNİN YOK SAYILMASI</strong></p>

<p>Eğitim süresinin kısaltılması ve yaz aylarının da akademik takvime dâhil edilerek öğretimin sıkıştırılması, akademik kadroları yalnızca ders anlatmaya zorlayan bir işleyiş yaratacaktır. Bu durumda öğretim elemanları araştırma yapmaktan, bilimsel çalışmalara katılmaktan, proje üretmekten ve akademik olarak kendilerini geliştirmekten giderek uzaklaşacaktır.</p>

<p>Ders yükünün yılın on iki ayına yayılması, bölüm derslerinin bilimsel ve teknik niteliğini aşındıracak, üniversitelerde araştırma faaliyetlerini fiilen sona erdirecektir. Öğrenciler ise yıl boyunca ders almaya zorlanarak sosyal, kültürel ve entelektüel gelişimlerini destekleyen üniversite yaşamından mahrum bırakılacaktır.</p>

<p>Gerçek sorun, yükseköğretimde çok ders verilmesi ya da eğitimin süresinin uzunluğu değildir. Asıl sorun, içeriği boşaltılmış, bilimsel niteliğini yitirmiş programlardır. Tartışılması gereken eğitim süresi değil, eğitimin niteliği, derinliği ve bilimsel içeriğidir.</p>

<p>Açıklamalarda kullanılan “esneklik”, “verimlilik” ve “uluslararası uyum” gibi kavramlara rağmen, bu yaklaşımın arka planında yükseköğretimin akademik eğitimden uzaklaştırılması, sistematik biçimde piyasalaştırılması ve daraltılması bulunmaktadır. Eğitim süresinin kısaltılmasının temel amacı, yükseköğretimi kamusal bir alan olmaktan çıkararak sermayenin kısa vadeli ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırmaktır. Bu durum, üniversitelerin bilimsel bilgi ve teknoloji üreten kurumlar olmaktan çıkıp yalnızca işgücü belgesi dağıtan yapılara dönüşmesi riskini doğurmaktadır.</p>

<p><strong>YETKİ, YÖNETİM VE DEMOKRASİ AÇISINDAN DA SORUNLU BİR YAKLAŞIM</strong></p>

<p>Mevcut anayasal ve yasal düzenlemelerde dahi üniversiteler özerk kuruluşlar olarak tanımlanmıştır. Program önerileri, ders içerikleri ve akademik takvim de dâhil olmak üzere akademik konularda karar alma yetkisi, bölüm ve fakülte akademik kurulları ile üniversite senatolarına verilmiştir.</p>

<p>Bu çerçevede YÖK’ün yukarıdan, merkezi ve keyfi biçimde yaptığı belirlemeler yalnızca bilimsellikten uzak değildir; aynı zamanda demokrasi ve uygar bir toplum anlayışı bakımından da ciddi sorunlar barındırmaktadır.</p>

<p><strong>BİLİM, AKIL VE DEMOKRASİYE DAYALI YÖNETİM İHTİYACI</strong></p>

<p>Eğitim ve öğretim sürelerine ilişkin kararlar, tüm toplumu ilgilendiren kamusal kararlardır ve hiyerarşik, bürokratik bir yapıya devredilemez. Bilimsel ilerleme, aydınlanma ve demokrasi için üniversitelerin kurumsal özerkliği ve bilimsel özgürlükleri güvence altına alınmalıdır.</p>

<p>Öğretim süreleri, programların içeriği ve üniversitelerin işleyişi, bilimin, aklın ve çağdaş uygarlığın birikimleri temel alınarak, ilgili akademik kurullar tarafından belirlenmelidir.</p>

<p><strong>SONUÇTA</strong></p>

<p>Bu tablo birlikte değerlendirildiğinde, lisans eğitiminin süresinin kısaltılmasına ve dual öğretim modelinin yaygınlaştırılmasına yönelik girişimlerin, ne yükseköğretimin mevcut gerçekliğiyle ne gençlerin ihtiyaçlarıyla ne de bilimin ve üniversitenin tarihsel-toplumsal işleviyle örtüştüğü görülmektedir. Tartışma, teknik bir “takvim” ya da “kredi saati” meselesi değil, üniversitenin ne olduğu, ne işe yaradığı ve kimin için var olduğu sorusudur.</p>

<p>Üniversiteler, hızlandırılmış diplomalar üreten, işletmelerin kısa vadeli ihtiyaçlarına göre biçimlenen yapılar değildir. Üniversiteler, bilimsel bilgi üreten, eleştirel düşünceyi geliştiren, toplumsal sorunlara kamusal sorumlulukla yaklaşan ve gençlere yalnızca bir meslek değil, bir gelecek ufku sunan kurumlardır. Eğitim süresini kısaltmak, araştırmayı tasfiye etmek ve akademiyi öğreticiliğe indirgemek; üniversiteleri güçlendirmez, tersine zayıflatır.</p>

<p>Yükseköğretimin karşı karşıya olduğu sorunlar, süreyi daraltarak, öğretimi sıkıştırarak ya da üniversiteleri MESEM benzeri yapılara dönüştürerek çözülemez. Asıl ihtiyaç duyulan, nitelikli ortaöğretimden başlayarak yükseköğretimi yeniden kamusal, bilimsel ve özerk bir zeminde ele alan bütünlüklü bir yaklaşımdır. Bilimsel özgürlüklerin, akademik özerkliğin ve demokratik yönetimin güvence altına alınmadığı hiçbir düzenleme, üniversitelerin ve toplumun yararına olmayacaktır.</p>

<p>Bu nedenle, yükseköğretimi piyasanın dar gereklerine göre yeniden biçimlendiren, bilimi, araştırmayı ve üniversite yaşamını ikincilleştiren bu anlayışı kabul etmiyor, üniversitelerin kamusal, bilimsel ve özerk niteliğini savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.</p>

<p><strong>Çukurova Öğretim Elemanları Derneği Yönetim Kurulu</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/yokun-gerekceleri-gerceklikle-ortusmuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/cukurova-mezunlari-dernegi.jpg" type="image/jpeg" length="49161"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burhanettin Bulut: “Adana’daki sel belediye kusuru değil, yılların ihmalinin sonucudur”]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/burhanettin-bulut-adanadaki-sel-belediye-kusuru-degil-yillarin-ihmalinin-sonucudur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/burhanettin-bulut-adanadaki-sel-belediye-kusuru-degil-yillarin-ihmalinin-sonucudur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[”CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Adana’daki selin belediye kusuru değil, yıllara yayılan plansızlık ve merkezi idarenin sorumluluk alanındaki eksikliklerin sonucu olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, kentte etkili olan yoğun yağışların ardından yaşanan sel felaketine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bulut, ilk andan itibaren sahada görev yapan büyükşehir ve ilçe belediyeleri ile emekçi ekiplerin koordinasyon ve özveriyle çalıştığını belirterek, “Sahada canla başla mücadele eden tüm belediyelerimize ve emekçi ekiplerimize teşekkür ediyorum” dedi.<br />
<br />
<img alt="Burhanettin Bulut Sel Aciklamasi" class=" detail-photo img-fluid" height="484" src="https://gazeteadanatr.teimg.com/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/burhanettin-bulut-sel-aciklamasi.webp" width="860" /></h3>

<h3>Altyapı sorunlarının birkaç yıla indirgenemeyeceğini vurgulayan Bulut, selin nedenlerinin on yıllara yayılan plansızlık ve yanlış şehircilik anlayışı olduğunu ifade etti. Sel üzerinden siyasi tartışma yürütülmesini eleştiren Bulut, taşkın yaşanan dere yataklarının ıslahı, debi kontrolü ve taşkın önleme çalışmalarının DSİ ve merkezi idarenin asli görev alanında olduğuna dikkat çekti. Adana Valiliği’nin olayın “doğal afet” olduğuna ilişkin açıklamasını hatırlatan Bulut, belediyelerin hedef gösterilmesini kamuoyunu yanıltma olarak değerlendirdi. Bulut, selden etkilenen tüm vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek, afetlere karşı kalıcı çözümlerin ancak bütüncül ve bilimsel planlamayla mümkün olacağını vurguladı.</h3>

<p> 
<p> 

</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/burhanettin-bulut-adanadaki-sel-belediye-kusuru-degil-yillarin-ihmalinin-sonucudur</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 16:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/burhanettin-bulut-sel-aciklamasi-1.webp" type="image/jpeg" length="30646"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AOSB 10 Şubat’ta Seçime Gidiyor]]></title>
      <link>https://www.gazeteadana.tr/aosb-10-subatta-secime-gidiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteadana.tr/aosb-10-subatta-secime-gidiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB), yeni dönem yönetimini belirlemek üzere 10 Şubat 2026 Salı günü seçime gidiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3></h3>

<p>AOSB Seçimli Genel Kurulu, saat 13.00’te AOSB Bölge Müdürlüğü binasında gerçekleştirilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevcut AOSB Başkanı Bekir Sütçü, sanayicileri genel kurula katılmaya davet ederek, sürecin katılımcı ve demokratik bir anlayışla yürütüleceğini vurguladı. Sütçü, genel kurulun AOSB’nin geleceğine yön verecek önemli kararların alınacağı bir toplantı olacağına dikkat çekti.</p>

<p>Bölgenin gelişimi ve yeni dönem vizyonunun şekillenmesi açısından büyük önem taşıyan Seçimli Genel Kurulda, sanayicilerin katılımının ortak iradenin en güçlü göstergesi olacağı ifade edildi.</p>

<p>AOSB yönetimi tarafından yapılan açıklamada, tüm katılımcıların genel kurula davetli olduğu belirtilerek, sanayicilerin sürece aktif katkı sunmasının önemine vurgu yapıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.gazeteadana.tr/aosb-10-subatta-secime-gidiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteadanatr.teimg.com/crop/1280x720/gazeteadana-tr/uploads/2026/02/aosb-4.jpg" type="image/jpeg" length="91008"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
