Ekonomi

SKDM Masaya Yatırıldı: Türk Özel Sektörünün Talepleri AB’ye Doğrudan İletildi

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) uygulama süreci, İstanbul’da düzenlenen üst düzey toplantıda tüm boyutlarıyla ele alındı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ev sahipliğinde gerçekleştirilen buluşmada, Türk özel sektörünün beklenti ve talepleri doğrudan Avrupa Komisyonu yetkililerine aktarıldı.

TOBB İstanbul yerleşkesinde düzenlenen toplantıya; Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Avrupa Komisyonu’nda SKDM mevzuatını hazırlayan birim olan Gümrükleme ve Vergilendirme Genel Müdürlüğü’nün (DG TAXUD) Genel Müdürü Gerassimos Thomas, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı.

Toplantıda, SKDM kapsamındaki sektörlerde faaliyet gösteren firmaların görüşleri, karşılaştıkları sorunlar ve beklentileri kapsamlı şekilde değerlendirildi.

“Yapıcı bir diyalog ve yoğun bir istişare süreci yürüttük”

Toplantının açılışında konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Avrupa Komisyonu heyetinin iki günlük Türkiye ziyareti kapsamında son derece verimli ve yapıcı görüşmeler gerçekleştirildiğini söyledi. Türkiye’nin iklim ve yeşil dönüşüm alanında makro düzeyde önemli adımlar attığını vurgulayan Tuzcu, çıkarılan İklim Kanunu ve AB mevzuatına uyum sürecinin yakından takip edildiğini ifade etti.

Karşılıklı anlayış ve diyalog temelinde ilerleyen görüşmelerde, uzlaşı sağlanan başlıkların yanı sıra müzakereleri süren konuların da ele alındığını belirten Tuzcu, SKDM sürecinde Türk özel sektörünün hassasiyetlerinin AB makamlarına doğrudan aktarılmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi.

“Türkiye üçüncü ülke gibi değerlendirilemez”

Toplantının devamında söz alan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Türkiye’nin AB ile olan güçlü ekonomik entegrasyonuna dikkat çekerek, SKDM’nin Türkiye açısından özel bir çerçevede ele alınması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin yaklaşık 30 yıldır AB ile Gümrük Birliği içinde bulunduğunu hatırlatan Kıvanç, AB’nin beşinci büyük ticaret ortağı olan Türkiye’nin, yıllık 100 milyar avroyu aşan ihracatıyla Birlik için kritik bir tedarikçi konumunda olduğunu ifade etti. Buna rağmen SKDM’nin Türkiye’yi “klasik bir üçüncü ülke” gibi değerlendirmesinin ticari ve hukuki açıdan doğru olmadığını söyledi.

SKDM’nin uygulama döneminin 1 Ocak 2026 itibarıyla başladığını anımsatan Kıvanç, Avrupa Komisyonu’nun Aralık 2025’te yayımladığı ikincil mevzuat paketine ilişkin Türk özel sektörünün ortak değerlendirmelerini paylaştı.

KOBİ’ler ve doğrulayıcı kuruluşlar vurgusu

KOBİ’lerin SKDM yükümlülüklerine tabi olmasının ciddi bir maliyet ve idari dengesizlik yarattığını belirten Kıvanç, Türkiye’de akredite olmuş doğrulayıcı kuruluşların AB nezdinde tanınmamasının firmalar açısından ek maliyet ve gecikmelere yol açtığını ifade etti.

Gerçek emisyon verileri çağrısı

Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini dile getiren Kıvanç, toplam kurulu güç içinde yenilenebilir enerjinin payının yüzde 50’nin üzerine çıktığını hatırlattı. Özellikle 5.1.h kapsamında yapılacak enerji yatırımlarının SKDM metodolojisine dâhil edilmesi gerektiğini vurguladı.

AB’nin Türkiye için belirlediği varsayılan emisyon değerlerinin birçok sektörde gerçek emisyonların üzerinde kaldığına dikkat çeken Kıvanç, özellikle çimento sektöründe bu durumun maliyetleri yaklaşık dört kat artırabildiğini söyledi. Gerçek emisyon verilerinin esas alınmasının hem çevresel doğruluk hem de rekabetçilik açısından kritik olduğunun altını çizdi.

“Karbon vergisi rakipleri finanse etmemeli”

SKDM kapsamında toplanacak gelirlerin AB sanayisinin dönüşümünde kullanılmasının planlandığını hatırlatan Kıvanç, Türk sanayicisinin ödediği karbon vergisinin AB’deki rakipleri finanse etmesinin adil rekabet ilkesine aykırı olduğunu dile getirdi. Bu gelirlerin bir bölümünün, Türkiye gibi SKDM’ye tabi ticaret ortaklarının yeşil dönüşüm projelerine hibe veya kredi olarak geri döndürülmesi gerektiğini ifade etti.

“Varsayılan değerler hiçbir zaman dostunuz olmayacaktır”

Toplantıda konuşan DG TAXUD Genel Müdürü Gerassimos Thomas ise SKDM uygulamasında gerçek (fiilî) emisyon verilerinin önemine vurgu yaptı. Varsayılan emisyon değerlerinin doğası gereği cezalandırıcı olduğunu belirten Thomas, bu değerlerin her zaman piyasa açısından ek yük içerdiğini ve ihracatçı firmalar için dezavantaj yarattığını söyledi.

Thomas, Avrupa Komisyonu’nun analizleri sonucunda SKDM’nin diğer sektörlere genişletilmesi ve dolaylı emisyonların kapsama alınmasına ilişkin kararların 2027 yılına ertelendiğini, böylece 2026–2027 dönemini kapsayan ikinci bir geçiş süreci oluşturulduğunu kaydetti. Bu süreçte doğrulanmış gerçek emisyon verilerinin sistemin işleyişi açısından kritik olacağını vurguladı.

Diyalog ve iş birliği mesajı

Toplantı, Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu’nun değerlendirmeleri, DG TAXUD Genel Müdürü Gerassimos Thomas ve teknik ekibinin sunumları ile sektör temsilcilerinin soru ve görüşlerini aktarmasıyla sona erdi. Taraflar, AB–Türkiye arasındaki yakın iş birliğinin sürdürülmesi ve SKDM sürecinde ülkeye özgü sorunların çözümü konusunda diyaloğun devam ettirilmesi konusunda mutabık kaldı.